KALDIRIM ÇİÇEĞİ
Boğazımda yutkunamadığım düğüm,
Ne tırmanıp çıkar,
Ne süzülüp iner,
Durur öylece.
Soğuk bir ayran,
Ya da sıcak bir çay mı aramadık?
Bir tek hâlini hatırını,
Meramını sormadık.
Yağmur sularını biriktirdiğim güğüm,
Ne kirli düşlerimi yıkar,
Ne de vakitsiz fikirlerimi boğar,
…
İçini yakacak yâr,
Ya da soğutacak,
Bir dost mu aramadık?
Bir dışındaki isi,
Derdimize mürekkep yapmadık…
Ah!
O koşturmalar,
Hengâmeler arasında açmış çiçek.
Toprak dileyip istesen de
Ayağın hep taşa değecek.
Yağmur beklediğini
Güğüm nereden bilecek?
O güğümdeki is karasını,
Her sözümüze sürdük de,
Bir tek seni açan çiçek,
Yârin saçına süs yapmadık!
Boğazımda yutkunamadığım düğüm,
Ne tırmanıp çıkar,
Ne süzülüp iner,
Durur öylece.
Ah!
O kaldırımda açan güzel çiçek.
Gözümüzden bir damla yaş
Ya da yüreğimizden
Bir damla kan da çıkaramadık.
Bir hokka kalmıştı da hakkın,
Yağmur suyu koyamadık.
Ah!
O koşturmalar,
Hengâmeler arasında açmış çiçek,
Bu kupkuru çorak,
Nagen mi kaldı, su isteyecek?
İstediğin yağmur
Mevsimi olmasa da
Gözyaşı olup gelecek…
(Not: Haberlere konu olan, Maraş’ta bir kuruyemişçi enkazında açan ayçiçeklerinden esinlenerek; kimsesiz çiçekler gibi ailesini kaybetmiş çocuklara adanmıştır.)