1 Ağustos 2026, 05:41:09
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Açık
Afyon
28°C
Açık
Cts 29°C
Paz 31°C
Pts 32°C
Sal 32°C

CAM TAVANLARIN ÖTESİNDE BİR KADININ EMEĞ

CAM TAVANLARIN ÖTESİNDE BİR KADININ EMEĞ
31 Temmuz 2026 18:11
44
A+
A-

Bir kadının sabah gözünü açar açmaz çantasını alıp evden çıkması, masasının başına geçerek üretmeye başlaması… Bunlar gerçekten şaşırılacak şeyler mi?

Elbette hayır.

Ne var ki hâlâ bazı çevrelerde kadınların çalışma yaşamında yer alması tartışma konusu yapılabiliyor. Üstelik bu tartışmalar, bütün gelişmelere rağmen varlığını sürdürüyor.

Oysa hiçbir erkeğin ardından, “Acaba çalışması gerçekten gerekli mi?” diye sorulmuyor.

Demek ki mesele çalışmak değil; çalışanın cinsiyeti.

Peki bir insanın hayal kurmasını cinsiyeti mi belirler? Ya da üretmesi, meslek yaşamında yer alması için cinsiyeti bu kadar önemli midir?

Bir yazarın satırlara bıraktığı izler, bir doktorun yaşama dokunan elleri, bir öğretmenin yetiştirdiği nesiller ya da bir mühendisin büyük emekle yükselttiği yapılar… Bunların değeri, onları ortaya koyanın kadın ya da erkek olmasına göre değişir mi?

Sanmıyorum.

Öyleyse neden hâlâ kadınların meslek hayatındaki varlığı sorgulanıyor?

Çünkü pek çok kadın yalnızca geçimini sağlamak için değil; görünür olmak, kabul görmek, yetkinliğini kanıtlamak ve hak ettiği değeri görebilmek için de mücadele etmek zorunda kalıyor.

Oysa kadın yalnızca bir birey değildir. O, çoğu zaman bir evi ayakta tutan sessiz güç, bir ailenin umudu ve geleceği şekillendiren en önemli yapı taşlarından biridir.

Kadın; yüzlerce sofraya yemek hazırlayan, çocuk büyüten, yaşlısına kol kanat geren, ailesini bir arada tutan kişidir. Bütün bunların yanında eğitimine devam etmek, mesleğini en iyi şekilde icra etmek, üretmek ve çevresine değer katmak istediğinde çoğu zaman fark edilmeyen engellerle karşılaşır.

Oysa onun tek isteği, kendi ayakları üzerinde durabildiğini gösterebilmek ve “Ben de varım.” diyebilmektir. Bunun için de karşısına çıkan cam tavanları, önyargıları ve kalıplaşmış düşünceleri aşmak adına büyük bir kararlılıkla çaba gösterir.

Ne yazık ki bu yol, erkeklerin yürüdüğü kadar düz değildir.

İşe alınırken daha çok soruya maruz kalırlar. Kendilerini göstermede erkeklere oranla daha fazla emek verirler. Ne yazık ki daha çok etikete ve mobbinge maruz kalırlar.

Yönetici olduğunda “fazla sert”, anlayışlı davrandığında ise “yetersiz” olmakla etiketlenebilir. Başarıları çoğu zaman kişiliği üzerinden değerlendirilirken, hataları çok daha ağır biçimde eleştirilebilir.

Üstelik evlendiğinde kariyer planlarının sekteye uğrayacağı düşünülür. Anne olduğunda ise sanki yalnızca ona aitmiş gibi, işi ile çocuğu arasında bir tercih yapması beklenir.

Oysa hiçbir insan, hayalleriyle ailesi arasında seçim yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Bir kadın, daha gün doğmadan uyanır. Aynaya bakmaya bile fırsat bulamadan güne başlar. Kahvaltıyı hazırlar, sofrayı kurar, evi toparlar ve işine yetişebilmek için zamanla yarışır. Gün boyunca mesleğinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirir. Akşam olduğunda ise görevi bitmez; aksine yeni bir mesai başlar. Yemek hazırlanır, sofra kurulur, ev toparlanır, bulaşıklar yıkanır, çocuklarla ilgilenilir…

Gün sona erer; fakat verdiği emek çoğu zaman yine göz ardı edilir.

Bugün hastanelerde hayat kurtaran hekimler, geleceğe yön veren öğretmenler, bilime katkı sunan akademisyenler, sporda ülkesini gururlandıran sporcular, tarlalarda alın teri döken çiftçiler ve daha nice alanda üreten kadınlar var.

Onları ortak bir noktada buluşturan yalnızca çalışıyor olmaları değildir. Asıl ortak yönleri, her gün fark edilmeyen önyargılarla mücadele ederek yollarına devam etmeleridir.

Çalışan bir kadın yalnızca kendi yaşamını değiştirmez. Onu izleyen küçük bir kız çocuğunun hayallerine cesaret, geleceğine ise umut olur.

Şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız:

Kadınların önüne çıkarılan fark edilmeyen engelleri kaldırmak için gerçekten yeterince çaba gösteriyor muyuz?

Çünkü unutulmamalıdır ki bir toplumun yarısı üretirken, gelişirken ve geleceği inşa ederken önüne engeller konuluyorsa, kaybeden yalnızca kadınlar değildir.

Kaybeden, bütün bir toplumun yarınlarıdır.

ETİKETLER: , ,
Adım Büşra Akel. Ayvalıklıyım. Daha çok deneme yazısı yazıyorum. Onun dışında şiir, gezi yazısı da yazıyorum. Gezmek, yazmak ve okumak hayatımın vazgeçilmez hobileri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.