TOROS’UN KAVRUK ÇOCUKLARI
Akdeniz’e uzanmış Toroslar
Bize de Akdeniz’den hatıralar sunar
Mayıs ziyafetinin eşsiz zineti
Sessiz sesiz sallanan maki…
Üstümüzde uçsuz bucaksız gök mavi
Toprak geçirmiş üstüne yeşil esvabını
Durgun göğün altında yosun misali.
Rüzgardan başka Göksu var
Çağlar çağlar dolar
Susamış mahzun Akdeniz’e…
Ne Dicle ne Fırat ne Nil!
Yarışamaz seninle
Sen beslenirsin
Toros çocuklarının alın teriyle
Bütün kollar uzanmış yekpare
Bu havza her zât içinde
Bezm-i elest’ten tutuşan kandil !
Gözler imbik ;
Ruh Asya’dan bu yana savrulur
Uçansu misali kayalardan dimdik!
Biz ki sanatın böylesine ulvî
Böylesine giriftar olanını sevdik
Fırtınaya saçlarımızı
Kara avuçlarımızı serdik.
Bir kardelen aşkına
Dev çığları söbeledik
Güvercini okşarken, kargaları yemledik
Gökkuşağına nakşederken umutları
Kartallara da yer bahşettik
İşte biz; Toros’un kavruk çocukları
Biz Tanrı’dan böyle belledik !