1 Mayıs 2026, 01:18:05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 19°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
19°C
Parçalı Bulutlu
Per 21°C
Cum 15°C
Cts 5°C
Paz 4°C

ÖZGÜRLEŞEMEYEN KADIN

ÖZGÜRLEŞEMEYEN KADIN
9 Mart 2026 09:48
127
A+
A-

 

Ülkemizde Dünya Kadınlar Günü’nde en çok konuşulması gereken asıl konu kadın cinayetleri. Gün geçmiyor ki haberlerde bir kadının öldürülme haberi çıkmasın. Artık nerdeyse normalleşecek seviyeye geldi. Kadınların yapabildiklerinden, gücünden, özgürlüğünden bahsederek kutlanan 8 Mart; yılda bir gün hatırlanan kadınlığımızın, karanlık kısmında kalan taciz, tecavüz, cinayet gibi olayları gözardı ediyor.

Türkiye kadın cinayetleri sayısında Dünya’da ilk 10 ülkenin içinde. 2025 yılı 294 cinayet vakası kaydedilmiş. 297 kadın ölümü “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçmiş. Cinayet vakaları araştırıldığında kadınların genellikle eşi ya da erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğünü öğreniyoruz.  Kanunların kadından yanaymış gibi görülüp; uygulamada olan boşluk, kadınlar için koruma önlemlerinin yetersiz oluşu, cinayet vakası yaşandıktan sonra ortaya çıkıyor. İçimiz acıyarak dinliyoruz cinayete kurban giden kadınların hikayelerini… Ama ateş düştüğü yeri yakıyor. Öksüz kalan çocuklar, evlatsız kalan anne babalar acılarını yıllarca içinde yaşıyor. Heleki annesiz kalan o masumlar, hayat boyu travmatik bir yaşam sürüyor. Bazen evladıyla beraber öldürülen kadınlar bile oluyor.

Yüzyıllar boyunca hep güçsüz taraf olarak ilan edilen kadın; her türlü kötü muameleye layık görüldü. Şiddet, tecavüz, eziyet gibi akla, vicdana sığmayacak muameleler gördü. İnsan yerine koyulmadı çoğu zaman, örselendi. Çocuk yapma makinesi, hizmetçi, gönül eğlendiren oyuncak nazarıyla bakıldı. Peygamberimiz (s.a.v) döneminde İslam kadını yüceltti. Fakat onun da açığını bulup kadınları eve kapatma, dış dünyadan uzak tutma gibi eğilimlere girdi erkekler. Oysa Asr-ı Saadet döneminde kadınlar çalışırdı. Örneğin Hz. Hatice dönemin en iyi tüccarlarından biriydi. İslamın hiçbir sorumluluğunu yerine getirmezken, bir tek “kadın üstüne kadın almayı” hak gördüler kendilerine. Erkek çocuk doğuramayan kadını yaftaladılar, dışladılar. Halbuki bugün bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; bebeğin cinsiyetini erkekten gelen kromozom belirliyor. Yüzyıllar boyunca alındılar, satıldılar haksız bir sürü muamele gördüler ama yılmadılar.

Son zamanlarda kadınlar daha güçlü ve başarılı. Eğitim seviyesi arttıkça kendini her alanda yetiştiren, kendini ezdirmek istemeyen kadınlar daha iradeli davranmaya başlayıp; bu kötü sisteme baş kaldırmaya ve bu gidişata son vermeye çalışıyor. Birçok kadın artık kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Mutsuz olmaktansa, yalnız yaşamayı tercih ediyor. Maddi, manevi özgürlüğü, kötü giden evliliğe yeğliyor. Fakat bu durum kadın cinayetlerini engellemiyor bizim ülkemizde, hatta belki de daha çok tetikliyor. Özgürlüğünü eline alan kadın, erkek tarafından gurur meselesi yapılıyor. Erkek aciz hissettikçe, şiddete yöneliyor. Öfke kontrolsüzlüğü, alkol, çevre baskısı gibi nedenler de ağır basıyorsa ve cinayet nerdeyse kaçınılmaz oluyor. Özgürlüğünü bedelini canıyla ödüyor bazılarımız. Ve geriye mezara giden anne, hapishaneye giden baba, hayatları mahvolan çocuklar kalıyor.

Dünya Kadınlar Günü’nde medya; kadının gücü, kadınların özgürlüğü gibi feminen gündemlerle, arka planda kadına yönelik işlenen suçları geride bırakıyor. Evet kadınlar daha özgür, iş hayatında daha aktif, erkekler gibi her işin altından kalkabilir, ama bunları yüceltip arka plandaki kadına şiddet olaylarını gün yüzüne getirmemek, akılcı bir medya anlayışı olamaz. Bir kadının cinayet haberini izlerken hangimiz “ben özgürüm bana bir şey olmaz” diyebiliyoruz? Hiçbir kadının gücü silahtan çıkan mermiye yetmiyor maalesef.

Velhasıl; özgürleşen kadını kutlarken, başarılı kadını alkışlarken, bunu başaramamış hemcinslerimizi unutmamak gerek. 8 Mart sadece güçlü kadınların değil, desteğe muhtaç kadınların da günü. Cinayete kurban giden kadınların da en çok anılması gereken gün. Kadına yönelik koruma önlemlerinin yetersizliğinin, gündeme gelmesi gereken en uygun gün. Bunu başarabilirsek belki kadına yönelik şiddete “dur” demeye gücümüz yeter. Cinayetlerin sayısı en aza düşerse işte o zaman gerçekten özgür olabiliriz… Biz birlikte daha güçlüyüz.

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunuyum ve erken yaşta mesleğe başladım. Sağlık sektöründe olmama rağmen içimdeki edebiyat aşkı hiç ölmedi. Lisansımı Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü ile yaptım. Okulu bitirdikten sonra edebiyat ile ilgili bir projede yer almadım. Yıllar sonra Kor Dergisi ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş olacağım.
YORUMLAR

  1. Anonim dedi ki:

    8 Mart’ın sadece kutlama değil, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine dikkat çekme günü olması gerektiğini çok güzel vurgulamışsınız. Kaleminize sağlık ✨

  2. Yağmur Zeytinözü dedi ki:

    8 Mart’ın sadece kutlama değil, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine dikkat çekme günü olması gerektiğini çok güzel vurgulamışsınız. Kaleminize sağlık ✨

  3. Zeynep İyican dedi ki:

    Kadınlar gününde böylesine üzücü bir konuya da değinip tam anlamıyla bütün kadınlarımızı anmaniz çok ince olmuş kaleminize sağlık dilerim ki hiçbir kadın böyle zorluklar yaşamasın