Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

FİLTRELERİN ARDINDA KALAN ANNELİK

FİLTRELERİN ARDINDA KALAN ANNELİK
16 Ocak 2026 13:01
97
A+
A-

Sosyal medyada anne olmak…
Bir fincan kahvenin sıcacık buharı hiç dağılmadan içilirken bebek uslu uslu uyur. Ev her zaman aydınlık, salon hep düzenlidir. Anne bakımlı, gülümsemesi eksiksizdir. Sanki annelik pastel tonlu bir fotoğraf karesinden ibaretmiş gibi sunulur. Oysa kimse o fotoğrafın çekilmeden hemen önceki ya da sonraki anı göstermez. Kimse, o gülümsemenin ardında kaç gece uykusuz kalındığını bilmez.

Ben, anneliğin böyle bir şey olmadığını en çok sessiz anlarda fark ettim. Herkes sustuğunda, telefonlar kapandığında, bebek uyuduğunda… İşte o anlarda annelik gerçek yüzünü gösteriyor. Ne filtre var ne doğru açı. Sadece sen varsın ve omuzlarına çöken bir ağırlık.

Sosyal medyada annelik hep bir “başarma hikâyesi” gibi anlatılıyor. “Bugün de harika bir gün geçirdik”, “annelik zor ama çok keyifli”, “yorgunum ama mutluyum” cümleleri… Evet, mutluluk var. Ama o mutluluğun yanında kimsenin görmediği bir yorgunluk, bir yalnızlık, bir tükenmişlik de var. Üstelik bu tükenmişlik öyle yüksek sesle bağırmıyor. Daha çok, içten içe konuşuyor insanla.

Kimse sabah aynaya baktığında kendini tanıyamayan anneden bahsetmiyor. Saçını ne zaman taradığını hatırlamayan, aynadaki yüzle göz göze gelmekten kaçan kadından… Sosyal medyada “anne” etiketiyle paylaşılan fotoğraflarda hep bebek var, hep gülümseme var. Ama o annenin eskiden kim olduğu yok. Sanki anne olunca kadınlığın önceki hâli, sessizce bir kenara bırakılması gereken bir şeymiş gibi.

Oysa insan bazen eski hâlini özlüyor. Bunu söylemek bile suç gibi hissettiriliyor. “Anne oldun, artık başka şeyleri düşünmemelisin” deniyor. Ama kalp böyle çalışmıyor. Kalp, hem çocuğunu delicesine severken hem de kendini özleyebiliyor. Aynı anda iki duygu taşıyabiliyor. Sosyal medya ise bu çelişkiye pek yer vermiyor. Ya çok mutlusun ya da şükretmeyi bilmiyorsun.

Annelik çoğu zaman çok sessiz yaşanıyor. Kimse alkışlamıyor, kimse fark etmiyor. Bir gün boyunca kaç kez eğilip kalktığını, kaç kez “bir dakika” dediğini, kaç kez kendi ihtiyaçlarını ertelediğini kimse görmüyor. Ama sosyal medyada sanki her an çok bilinçli, çok sabırlı, çok güçlü olmak zorundaymışsın gibi bir hava var. Oysa bazı günler sadece ayakta kalmak bile yeterince büyük bir başarı.

En çok da şu yoruyor insanı: Sürekli iyi anne olmaya çalışmak. Sürekli doğruyu yapmak, doğru beslemek, doğru oynatmak, doğru hissetmek… Sosyal medyada herkesin bir fikri var. Herkesin bir yöntemi, bir doğrusu. Ve bu doğrular fark etmeden annenin sırtına yük oluyor. “Ben neden böyle hissetmiyorum?” sorusu dolaşıp duruyor zihinde. Kimse “bazen hiçbir şey hissetmemek de normal” demiyor.

Bir de anneliğin yalnız tarafı var. Kalabalıklar içinde bile hissedilen o yalnızlık… Mesajlar gelir, beğeniler artar ama gecenin bir yarısı uyanıp bebeğini susturmaya çalışırken yalnızsındır. O an ne filtre işe yarar ne motive edici cümleler. Sadece sen ve sabrın kalır ortada. İşte o anlar sosyal medyada hiç görünmez.

Sosyal medya anneliği parlatıyor ama kırık yerlerini göstermiyor. Oysa kırık yerler de anneliğin bir parçası. Ağladığın anlar, “ben bunu yapamıyorum” dediğin günler, gizli gizli ağlarken suçluluk hissettiğin geceler… Bunlar da gerçek. Bunlar da insana ait. Annelik, insan olmayı askıya almak değil; tam tersine, insanlığın en çıplak hâliyle yüzleşmek.

Belki de en büyük mesele şu: Sosyal medyada annelik hep anlatılıyor ama nadiren konuşuluyor. Gerçek bir sohbet yok. Herkes anlatıyor ama kimse gerçekten “Nasılsın?” diye sormuyor. Oysa annelerin en çok buna ihtiyacı var. Yargılanmadan, düzeltilmeden, öğüt verilmeden dinlenmeye.

Ben artık biliyorum: Annelik tek bir kalıba sığmaz. Herkesin yolu başka, yükü başka. Ve annelik, sosyal medyada gördüğümüz kadar pürüzsüz değil. Ama belki de bu yüzden gerçek. Belki de değerli olan, o pürüzlerin içinde hâlâ sevebiliyor olmak.

Filtreler kapanınca kalan şey; kusurlu ama gerçek bir bağ, yorulmuş ama vazgeçmeyen bir kalp… Ve her şeye rağmen devam eden bir anne.
Belki de annelik tam olarak budur: Gösterildiği gibi değil; yaşandığı gibi.

ETİKETLER: , ,
Adım Büşra Akel. Ayvalıklıyım. Daha çok deneme yazısı yazıyorum. Onun dışında şiir, gezi yazısı da yazıyorum. Gezmek, yazmak ve okumak hayatımın vazgeçilmez hobileri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.