2 Kasım 2026, 20:03:28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 16°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
16°C
Hafif Yağmurlu
Pts 16°C
Sal 18°C
Çar 15°C
Per 11°C

GÜNEŞİ ÇALINAN ÇOCUKLAR

GÜNEŞİ ÇALINAN ÇOCUKLAR
4 Eylül 2026 14:14
286
A+
A-

Küçük bir bisikleti vardı, tekeri kırık,

Heybesinde umutları, sesi biraz hıçkırık.

Güneşi saklamışlardı sanki bir kutunun içine,

Haberleri yokmuş gibi bakıyorlardı hâline.

 

Bir uçurtması vardı, kuyruğu bulutlara değen,

Altında bir çocuk, dünyaya gülerek eğilen.

Sonra rüzgâr sustu, kuşlar sustu ansızın,

Rengi soldu o masmavi, o kocaman yazın.

 

“Gökyüzü mavidir,” diye anlatmıştı annesi.

Şimdi her yerden yükseliyordu barutun nefesi.

Toprak dediğin çiçek büyütür sanırdı insan,

İçine çocuklar gömülür müydü hiç, utanmaz mıydı zaman?

 

Bir çocuk vardı karanlıkların içinde,

Dünyanın aydınlanmasını bekliyordu sessizce.

Doğmuştu oysa anne karnından,

Çıkamamıştı bir türlü o zifiri karanlıktan.

 

Sokaklar dardı, adımları ise henüz küçücük,

Omuzlarında hayat, sanki dev bir yük.

“Anne,” dedi, “gece neden bu kadar erken geldi?”

Bilmiyordu ki karanlık, en çok çocukları seçerdi.

 

Uzun bir gece olmalıydı bu; güneş doğmamıştı.

Yoksa dünya böyle karanlıkta kalır mıydı?

Her sokak başında akıyordu sanki siyah bir nehir,

Sessizliğe gömülmüştü o koca şehir.

 

Yağmur dediğin toprak kokar, bereket getirirdi,

Şimdi yağan her damla umutları eritirdi.

Ne bilsin yağmur gibi düşeceğini ölümlerin,

En masum yerinden, küçücük kalbinin.

 

Yıldızları toplamak istemişti yalnızca avucuna,

Takılıp düştü hayatın en keskin uçurumuna.

“Dünya kocaman bir yer,” diyorlardı oysa;

Sığamadı mı bir çocuk, şu kısacık uykusuna?

 

Bir çocuk vardı, daha bir yaşında…

Oynamak istiyordu doyasıya parkın başında.

Ne bilsin gökten ölüm yağacağını,

O minicik başına, en derin sessizliği bırakacağını…

 

Aydınlanmadı dünya, o çocuk gittiğinden beri.

Kimse dolduramadı o boş kalan, tozlu yeri.

Gölgesinden korkardı hani, ürperirdi her seste;

Şimdi dünya hapsoldu o yarım kalan nefeste.

 

Durmadı zaman, oysa dondu parkın salıncağı.

Artık kimse ısıtamaz o buz kesmiş kucağı.

Sloganlar atıldı ardından, şiirler yazıldı uzun uzun;

Ne var ki hiç kimse dindiremedi o son uykunun sızısını.

 

Aykırı bir ağıttır bu, düzenin çarkına takılan;

Bir yaşındaki bir devin sessizce yakılan.

Güneş doğsa ne yazar, çocuk görmedikten sonra?

Dünya dönse ne fayda, oyun yarım kalmışsa…

“İlim ilim bilmektir,   İlim kendin bilmektir.   Sen kendini bilmezsin,   Ya nice okumaktır?”   — Yunus Emre   Kendini bilen, Rabbini aramaya başlar. Her bilgi bir kapı, her kapı insanın kendine doğru attığı bir adımdır. Çünkü yol, dışarıda değil; insanın kendi içinde başlar. Gönül ise hakikatin sessizce tecelli ettiği yerdir. Gönlünün kuytularında biriktirdiklerini kelimelerin ışığına çıkaran bir yazar ve şairdir. İnsan, hayat ve toplumun görünmeyen yüzünü sorgularken; hakikatin, adaletin ve vicdanın izini sürer. Çiçeklerle hayat bulan bir kadın olarak kelimelerle kök salar, eserleriyle filizlenir. Onun için yazmak; hissetmenin, sorgulamanın ve kendinden bir iz bırakmanın biçimidir.
YORUMLAR

  1. Halil Nalbantbaşı dedi ki:

    Merhametinin yansimasi ve zengin kelime kullanımın çok önplana çıkıyor, her yazdıgı okunur böyle güçlü kalemin. Eline sağlık

  2. Yasemin Akça dedi ki:

    Şiirinizi okurken bisikleti kırık, uçurtması havada kalmış her bir çocuğun hüznü içime işledi. Masumiyetin ve acının resmini bu kadar sade, akıcı fakat bir o kadar da derin dizelerle çizebilmek büyük bir ustalık. İnsanlığın unutmaması gereken o büyük vicdan muhasebesini tam zamanında ve en doğru duygularla hatırlatmışsınız. Kaleminiz daim olsun.