EYLÜL’ÜN İFTİHARI
Gözlerini bıraktığın o eski tramvay durağı,
Geldiğin ve oturduğun tenha çölüm oldu yağmurların uğrağı.
Bir yaban gülü gibi dikilip duruyorsun zamanın bahçesinde,
Ölüm bile hayattır sesinin güzel çehresinde.
Nesteren, ceketimin ceplerinde birikmiş kuş ölüleri var
Ve senin ellerinde uysallaşmayan körpe sızılar…
Hangi kentin caddelerinde böylece eksildik?
Bir gülün rüzgâra direnmesiydi göğsündeki sert kemik.
Sen hırçınıydın bu göğün, bu kentin ve benim gecemin;
Nasıl eş anlamlısı oldun aşk adlı hecemin?
Bir ağustos gülü açıyor fırtınadan yaralanmış gemide;
Kafiyeler ölüyor, trenler kalkıyor, kuşlar göçüyor beride.
Seni sevmek, şüphesiz dünyayı göz kırpmadan vurmaktır;
Çünkü seninle sevda, keskin kayalıklara yurt kurmaktır.
Takvimimdeki eylül sensin ve seninle silindi kalabalıkların iftiharı;
Nesteren, gururumun yerle yeksan vahşi intiharı!
Sözler kaleminden bir enstrüman edasıyla çıkmış, bu şekilde yazabilen biriyle arkadaş ve dost olunur. Bilmem başka nasıl iltifat edilir. Çok keyf aldim teşekkür ederiz