HAKİKAT MEYVESİ
Hakikatin meyvesi hakî,
Hakla kalır sözün hası, ta ki
Gamı kurutur özümüzü, illâ ki.
Gözü kuş olup uçar, tözü eyler bu diyarı terkî.
Velev ki,
Aklı bulanın dili konuşur, emr-i vâkî.
Sorulur Âbid’e medârı ve de der ki:
Sâkiye, sohbet kalmazmış bâkî.
Anlar ki:
Sırrı verende geçiyor serden.
Kim kime “ben” dediyse, deme kibirdir; kisve keteni pesttir benden.
O vakit biline ki varlık geçer, Hak kalır demden.
Gaf çıkar ağza, vurulu gemden.
Af dilene ki af bula özrün, af bile olabilir imtihana neden.
Kabullen, imtihanı sır bilip eğmeden o başını hâlen.
Hakikate bâkî olan mey’dir; meyse bir müsâkattır aslen.
Sükûtla tartılır her insan, sözle değil, şefakâtle şahsen.
Şevkle buyrulur sâlik olan yola, yolum meşakkattir esasen.
Niyet eğrilir, susar menzil ve bir gün daha sır olur içinden.
Kırık bir kalpten devşirip rahmet, süzülür usulca içimden.
Söz eksilir ve çoğalır mânâm; yürürken gecenin peşinden.
Peş peşe yaşlanmış düşünceler, düşer aklımın derininden.