EBEDİYETE İKİ BİLET
Ebediyete iki bilet aldım,
Biri senin, biri benim.
Nereye varacağını sormadım yolun,
Bazı yolların sonu bilinmez;
Yalnızca sessizce yürünür.
Bir akşam çökecek üzerimize,
Göğün mavisi çekilecek gözlerimizden.
Dünya, alıştığımız telaşını sürdürecek
Bizden habersiz;
Sokaklar yine kalabalık,
Pencereler yine ışıklı olacak.
Biz ise bir perdenin usulca kapanışı gibi
Çekileceğiz hayatın içinden.
Yanımıza ne biriktirdiysek bırakacağız,
Ne servet gelecek bizimle,
Ne de yıllarca peşinden koştuğumuz arzular.
Ceplerimiz boş,
Kalplerimiz suskun olacak.
Belki içimizde birkaç yarım cümle,
Birkaç söylenmemiş söz,
Bir de geride bıraktığımız insanların
Gözlerinde asılı kalmışlığımız…
Sonra zaman,
Bizim için durduğu yerde duracak.
Ne dünün hesabı kalacak,
Ne yarının telaşı.
Bir ömrün bütün ağırlığı
Tek bir sessizliğe sığacak.
Ben yine yanında olacağım;
Aynı göğün altında olamasak da,
Aynı hatıranın içinde kalacağız.
Çünkü bazı ayrılıklar vardır,
İnsanı birbirinden değil,
Dünyadan ayırır.
Belki ardımızdan birileri
Adımızı fısıldayacak.
Bir şarkının içinde,
Eski bir fotoğrafın kenarında,
Yağmurlu bir akşamın sessizliğinde
Hatırlanacağız.
Ve o zaman anlayacağız;
İnsan, ardında bıraktığı kadar varmış.
Bir ömür dediğin,
Takvimlere sığan birkaç yıldan ibaret değilmiş.
Asıl mesele,
Geçip giderken bir kalpte
Ne kadar iz bırakabildiğinmiş.
Ebediyete iki bilet aldım…
Biri senin, biri benim.
Bu defa dönüşü olmayan bir yol var önümüzde.
Ne saatini biliyorum,
Ne hangi kapıdan geçeceğimizi…
Ama içim rahat;
Çünkü bazı yolculuklarda
Gidilecek yerden çok,
Kiminle yola çıktığın önemlidir.
Ebediyete iki bilet aldım…
Ve bu kez
Sana veda etmeyeceğim.
Bazı hikâyeler
Son bulmaz;
Yalnızca dünya sustuğunda
Başka bir yerde devam eder.