30 Nisan 2026, 16:25:25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 19°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
19°C
Parçalı Bulutlu
Per 21°C
Cum 15°C
Cts 5°C
Paz 4°C

NEDEN YAZIYORUM?

NEDEN YAZIYORUM?
30 Nisan 2026 13:44 | Son Güncellenme: 30 Nisan 2026 14:33
74
A+
A-

Her şey, bir öğleden sonra kahve kokuları ve çiseleyen yağmur damlaları arasında sığındığım o küçük kafede gördüğüm yazıyla başladı: “Yazıyorum çünkü içimde susturamadığım bir ses var.

İçimde, susturamadığım ama adını da koyamadığım o sesin bir anda dışarıdaki bir cümlede yankı bulması; yazmaya dair tüm kabullerimi, “neden”lerimi ve “nasıl”larımı yeniden sorgulattı bana. Sahi, neden sığınıyordumğıda ve kaleme?

Hayat, planladığımız ve planlamadığımız binlerce anın toplamından ibaret. Bazen neşe dolu bir kahkaha, bazen boğazımıza düğümlenen bir hıçkırık… Kimi zaman öyle kırılıyoruz ki ruhumuz âdeta bir savunma mekanizması geliştirip hissizleşiyor. Ne hissettiğimizi bilemez, kendi içimize yabancılaştığımız, ruhumuzun uyuştuğu gri bölgelerde buluyoruz kendimizi. İşte, tam o anlarda kelimeler imdadıma yetişiyor.

Yazmak, benim için sadece bir eylem değil; bir arınma, bir içimi dökme biçimi. İnsan; bazen en yakınındaki dostuna anlatamadığı, kendine bile itiraf etmekten çekindiği o ağır yükleri kimseye açmak istemez. Kelimeler havada asılı kalır, cümleler bir türlü kurulamaz. Çünkü birine bir şey anlatırken ne kadar dürüst olmaya çalışırsak çalışalım, zihnimiz o görünmez filtreleri devreye sokuyor. Gerçek düşüncelerimizi, ham hislerimizi dilimize dökemiyoruz; sanki dursa bile kalbimiz o çıplak gerçeği söylemeye razı gelmiyor.

Ancak sayfaların başına geçip,  kalemi elime aldığımda âdeta mucizevi bir şey gerçekleşiyor. Sanki yazan ben değilim de ellerim ruhumla gizli bir anlaşma yapmış gibi dökülüyor satırlar. Kalem, içimdeki o kördüğümleri çözmeye başlıyor. Mürekkep,ğıda değdikçe içimde halledemediğim, üzerini örttüğüm sorunlarla yüzleşiyorum.

Bu, bir yenilenme süreci. Yazarken kendimi buluyorum, yanlışlarımı bir ayna berraklığında görüyorum. Yaşarken, o karmaşanın içinde dikkat etmediğim, gözden kaçırdığım küçücük ayrıntılar; satır aralarında devleşiyor. “Böyle hissettiğimi sanmıştım ama aslında mesele bambaşkaymış.” diyorum kendime. Kâğıt, beni yargılamayan tek sırdaşım; kalem ise en dürüst eleştirmenim oluyor.

Sona gelip, noktayı koyduğumda ruhumun hafiflediğini hissediyorum. Yazmak, hayatın kargaşasında kendi sesini bulma çabasıdır. Ve ben, o sesi her duyduğumda yeniden doğduğumu hissediyorum.

ETİKETLER: , ,
Merhabalar, ben Yağmur. Türkçe Öğretmenliği okuyorum. Hayatın ayrıntılarından ilham alıyor; gördüklerimi, yaşadıklarımı, duygularımı yazıya aktarmaktan keyif alıyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.