Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 9°C
Çok Bulutlu
Afyon
9°C
Çok Bulutlu
Sal 6°C
Çar 9°C
Per 9°C
Cum 8°C

TOPLUMSAL BİR YARA

TOPLUMSAL BİR YARA
16 Aralık 2025 19:40
213
A+
A-

Teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor, hayat kolaylaşıyor ama bir şey hâlâ değişmiyor: kadına yönelik şiddet. Bir toplumun kendi kadınlarını koruyamaması, bir ülkenin en büyük geri kalmışlık göstergelerinden biridir. Kadına yönelik şiddet, gelişimin yalnızca dışarıda değil toplumun kendi içinde de gerçekleşmesi gerektiğinin en açık kanıtıdır. Her şeyden önce bu durum, insan haklarının açık bir ihlalidir. Kadına şiddetin tek bir nedeni yoktur; sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik birçok unsur bu duruma zemin hazırlamaktadır.

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutları yapılan araştırmalarla daha görünür hale gelmektedir. TÜİK’in 2024 yılında 15–59 yaş arası 18.275 kadınla yüz yüze yaptığı görüşmelere göre kadınların %28,2’si yaşamlarının bir döneminde psikolojik, %18,3’ü ekonomik, %12,8’i ise fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Bu oranlar, şiddetin toplumun geniş bir kesimini etkileyen sistemik bir sorun olduğunu göstermektedir. Ayrıca boşanmış kadınlarda psikolojik şiddet oranının %62,1’e yükselmesi, boşanma sürecinin kadınlar için ne kadar riskli olabileceğini ortaya koymaktadır. Bunun yanında dijital şiddet ve ısrarlı takip özellikle genç kadınlarda artış göstermekte; hiç evlenmemiş kadınların %14,2’si dijital şiddete, %13,4’ü ise ısrarlı takibe maruz kaldığını ifade etmektedir. Bu veriler, teknolojinin gelişimiyle birlikte şiddetin yeni biçimlerinin ortaya çıktığını göstermektedir.

Kadına yönelik şiddetin yalnızca görünen fiziksel boyutu değil, çoğu zaman daha yıkıcı etkiler bırakan psikolojik ve ekonomik boyutları da bulunmaktadır. Psikolojik şiddet; tehdit, aşağılama, kontrol etme ve kadının özsaygısını zedeleyen davranışları içerirken; ekonomik şiddet ise kadının çalışmasının engellenmesi, gelirine el konulması veya ekonomik olarak bağımlı hâle getirilmesi şeklinde ortaya çıkar.

Toplumun kadına yönelik şiddete karşı bu kadar alışkın ve kimi zaman umursamaz olmasının temelinde sosyolojik ve kültürel nedenler yatmaktadır. Ataerkil yapı, erkeği otorite sahibi, kadını ise itaatkâr konumda göstererek şiddeti görünmez biçimde meşrulaştırır. Kadının ekonomik özgürlüğünün olmaması da onu sessizliğe ve zorunlu bir bağımlılık ilişkisine sürükler.

Bu noktada sorunun önemli bir boyutu da hukuki etmenlerdir. Şiddeti önleyici yasaların varlığı kadar, bu yasaların etkin bir şekilde uygulanması da büyük önem taşır. Mevzuatın yalnızca kağıt üzerinde kalması, şiddetin durdurulmasında ciddi bir yetersizlik yaratmaktadır. 6284 sayılı kanun gibi koruma düzenlemelerinin gereğince uygulanmaması, uzaklaştırma kararlarının yeterince denetlenmemesi kadınların hâlâ ciddi bir risk altında yaşamasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra kadınlar çoğu zaman adalete erişimde çeşitli engellerle karşılaşmaktadır; ekonomik yetersizlikler, bilgi eksikliği ve adli süreçlerin yıpratıcı niteliği başvuruları zorlaştırmaktadır. Cezaların caydırıcı düzeye ulaşmaması ya da davaların uzun sürmesi ise faillerin cesaret bulmasına ve şiddetin devam etmesine zemin hazırlamaktadır.

Bu sorunun çözümü büyük ölçüde eğitimle mümkündür. Hem kız hem de erkek çocuklarının cinsiyetçi söylemlerle değil eşit ve insan merkezli değerlerle yetiştirilmesi gerekir. Kız çocuklarına yönelik baskıcı tutumların, erkek çocuklarının ise yalnızca cinsiyetleri nedeniyle yüceltilmesinin son bulması önemlidir.

Kadına yönelik şiddet, sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki faktörlerin birleşmesiyle oluşan çok boyutlu bir sorundur. Bu nedenle yalnızca hukuki yaptırımların artırılması yeterli değildir. Kadınlara yönelik ekonomik desteklerin güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin yaygınlaştırılması, kadınların iş hayatına katılımının desteklenmesi ve sosyal farkındalığın artırılmasıyla kadına yönelik şiddetin önüne geçmek mümkündür.

Ben Nagihan Kırbaş, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi ikinci sınıf öğrencisiyim. Deneme yazılarıyla ilgileniyorum.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.