Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts
12°C
Paz
7°C
Pts
10°C
Sal
7°C
Ne edeyim, ne edeyim?
Yüreğimde bir kor olup
Benliğimi tarumar eden
Bu yarayı ne edeyim?
Ne edeyim, bilmem.
Bilmem nasıl geçer?
Bilmem nasıl diner?
Zamanın ucunda iki dirhem umut,
Beni, benden eder.
Gönlümü harap eyler.
Zifiri muhakememde üstünlük
Aklımdan yanayken, kalbimi de yok eder.
Kalbimde sessizliğiyle yankılanır bir başkaldırı,
Kabul etmek istemez üstünlüğü var eden aklımı.
Sessiz bir yaradır, sarıp sarmalayan,
Kalbimi sızım sızım sızlatan.
Kahır içinde yeşillenen,
Mesut içinde küllenen
Bir yaradır yüreğimde.
Mamafih, zebun da oldu içerime varlığım
Yaşadığım günlerin, acımtırak deminde…
Elanur Adanır’ın “Ne Edeyim Bilmem” şiiri, insanın içindeki o bitmek bilmeyen akıl-kalp kavgasını çok duru ve dertli bir yerden seslendirmiş; hani o “kalbim aklıma başkaldırıyor” dediği yer hepimizin zaman zaman içinde kopan fırtınaların tam özeti gibi. “İki dirhem umut” peşinde koşarken gönlün harap olması, o çaresizlik hissi okuyucuya çok samimi geçiyor; sanki bir dostun dizine başını yaslamışsın da içini döküyormuşsun gibi bir havası var. Ancak öte yandan, şiirde kullanılan “mamafih”, “zebun”, “tarumar” gibi kelimeler, şiirin o genel sade ve içten havasının yanında biraz fazla ağır ve yer yer zorlama durmuş; hani günümüz diliyle konuşurken araya serpiştirilen eski kelimeler akışı biraz sekteye uğratıyor. Bir de “ne edeyim” sorusunun çok fazla tekrarlanması duyguyu pekiştirmek istese de, şiiri biraz aynı noktada dönüp duran bir serzenişe hapsetmiş. Keşke o çaresizlikten çıkışa dair ya da o yaranın derinliğine dair biraz daha özgün tasvirler görseydik, o zaman şiir sadece bir dert yanma olmaktan çıkıp çok daha unutulmaz bir esere dönüşebilirdi.