AKIL KUYUMDA MAHPUSUM
Aşkın zül cemâli cennet olur, meyvesi bâdam.
Nasibim mûzlimi bulmaksa, nâbekârdır ehli ağdâm.
Kelâma mâhir olan aklın kisvesi şâdan,
Hâlim neşîdeler ruhbânı; ki buna neylesin avâm.
Sükût meclisinde ben, giydim kelâmdan ihrâm.
Gönül bir kevser isterken, sunuldu zehri ikrâm.
Kader mülkünde rüsvâyım, kesildi rızka itmâm.
Sanır ki derdin pençesinde sıhhat bulur ithâm.
Hakikat vakitsiz bağırmaz, bulsa dahî ahkâm.
Firkat meydanında kaldım, sarıldı ruha efkâm.
Gözüm yollarda bî-tâbım; ne mektup var ne peygâm.
Zaman çarkında ezildim, verilmiş hükmü idâm.
Kaç güneş batar ufkumda, kararmaz arz-ı endâm.
Vebal heybemde bir dağdır, yorulmuş kalbe encâm.
Felek buyurmaz şerbetinden, sunar eliyle evhâm.
Akıl kuyumda mahpûsum, susar sebâtla efkâm.
Dünya mülkünde garibim; ne dostum var ne akrâm.
Hakikatim çıplak gezer; ne postum var ne hırkam.
Ne varlıktan medet umdum, ne bekledim bir evlâm.
Bir katre rahmet isterim; verir mi bilmem Mevlâm
Eski kelimelerin çokluğu anlamayı zorlaştırsa da şiirin kalitesi ve akıcılığı aşırı iyi. Zaten sizin tarzınız böyle olduğu için kendinizi bu yönde geliştirmişsiniz. Emeğinize, yüreğinize sağlık
“Bir katre rahmet isterim; verir mi bilmem Mevlâm”
Verir diye ümit ediyoruz. Edebi akışkan ve çok anlamlı bir şiir olmuş. Yüreğine sağlık kalemine kuvvet başarılarının devamını dilerim.