Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 34°C
Az Bulutlu
Afyon
34°C
Az Bulutlu
Pts 33°C
Sal 30°C
Çar 30°C
Per 29°C

MUTLU BİR HİKÂYE

MUTLU BİR HİKÂYE
2 Eylül 2023 16:58 | Son Güncellenme: 2 Eylül 2023 17:08
187
A+
A-

 “Evet, sonunda yine mutsuz oldular ama şimdi kalkıp evine gitmelisin.” yaşlı adamın böyle söylemesi küçük çocuğu üzmüştü. Yaşlı adam dudaklarını birbirine bastırınca bir daha onun konuşmayacağını anlayan çocuk, ellerini dizlerine dayayarak ayağa kalktı. “Hani mutlu sonla bitmişti?” demek geldi içinden ama ağzına gelen kelimeleri bir çırpıda yutuverdi, neredeyse boğuluyordu.

   Eve giderken yağan karı izledi, zaten izleyebileceği başka bir şey yoktu. Kar her yeri kaplamıştı. Yerde yatan bir kedinin cesedini bile gizliyordu karlar. Burada kışın yağan kar, beyaz yorgan gibi örtülürdü her şeyin üzerine. Yeryüzü silkelenmeden, çiçek açmak istemeden gitmezdi uykusu. Atmazdı yorganı üstünden.

  Çocuk annesinin öfkesinden korktuğu için, adımlarını hızlandırdı, yine annesinin öfkesinden korktuğu için koşmadı. Bazen tek doğru olmaz.

  Eve giden yolda, yaşlı adamın sonunu anlatmadığı hikâyenin nasıl bittiğini hayal etti. Muhakkak mutlu sonla bitmişti. Kendi kendine, öyle olduğunu varsaydı. Bazı şeyler bizim düşündüğümüz gibi olur.

  Ellerini birbirine sürterek ısındırmaya çalıştı. Ama ısınmadı elleri, o da tokmağı vurdu. Annesi gelip de kapıyı açana dek üstündeki karları silkeledi hissizleşmiş elleriyle. Annesi kapıyı açıp hemen mutfağa geri döndü. İçinden derin bir ‘oh’ çeken çocuk, hemen botlarını çıkarıp içeri girdi, odasına koştu. Yemek saatine denk geldiği için şanslıydı. Böylesine şanslı olduğu için Tanrı’ya şükretti.

 Annesi onu yemeğe çağırana kadar vakti vardı. Hemen defterini açıp yaşlı adamın bugün ona anlattığı hikâyeyi yazmaya başladı. Sonunu kendi istediği gibi yazdı. Defter, sonunu kendi yazdığı hikâyelerle doluydu. Yaşlı adamın ona anlatıp, sonunu hep geçiştirdiği hikâyelerle. Yaşlı adam mutlu sonları sevmiyordu besbelli.

 Ertesi gün olup gün ışıyınca, hep buluştukları yere gitti çocuk. Yaşlı adam oradaydı. Çocuk onun oraya geldiğini ve oradan gittiğini hiç görmemişti. Hep oradaydı.

 Onu gören yaşlı adam hep olduğu gibi memnuniyetsiz bir memnuniyetle ağzını oynattı. Aslında seviyor ama göstermek istemiyordu belki şımarmasından korkuyordu çocuğun. Çocuk yanına oturduğunda, yaşlı adam anlamış gibi yeni bir hikâyeye başladı hemen.

 Çocuk sorar, ihtiyar anlatır, akşama değin sürerdi hikâye. Nitekim bugün de öyle oldu. Akşam olup gitme vakti gelince, yaşlı adam bu kez anlattı hikâyenin sonunu.

 İlk defa bir hikâyenin sonunu getirmişti adam, üstelik mutlu da bitmişti. Çocuk ne diyeceğini bilemedi. Sevindi, aynı zamanda hikâyenin sonunu kendi yazamayacağı için biraz üzüldü. Anlam veremedi, neden bu kez sonunu getirmişti hikâyenin? Üstelik hikâye mutlu sonla bitmesine rağmen, hikâyenin sonunda neden sesi titremişti, gözleri dolmuştu yaşlı adamın?

 Yaşlı adam bu kez ayağa kalktı. İlk defa ayağa kalkıyordu, yine şaşırdı çocuk.

“Gidiyorum.” dedi ve gitti.

 Çocuk anlamıştı; soğukkanlı bir şekilde ayağa kalktı, eve yürüdü, eve geldi, defterini açtı ve yaşlı adamın ona anlattığı hikayeyi yazdı.

 “Geldim, oturdum, anlattım, gidiyorum.”

ETİKETLER: , ,
2000 yılında bulunduğumuz dünyaya teşrif etmiş, hayat yolunda karşısına çıkan olayları anlamlandırmaya çalışan insan tanesi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.