21 Nisan 2026, 04:16:56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Az Bulutlu
Afyon
14°C
Az Bulutlu
Sal 17°C
Çar 18°C
Per 7°C
Cum 10°C

SON SAYFADAKİ BEN

SON SAYFADAKİ BEN
24 Şubat 2026 14:21
181
A+
A-

İnsanın,  yaşamaya çalıştığı şu üç günlük dünyada kendine ait küçük zevkleri ve ruhuna hoş gelen ufak anıları olmalı kendisiyle. Mesela ben, hangi kitaba başlarsam başlayayım genelde ya son sayfayı ya da son paragrafını okurum. Bana ne katıyor bilmiyorum ama belki bazen içimdeki meraktan bazen de okuduklarımla kafamda alakasız şeylerin canlanmasını istediğimden yapıyorum bunu. Ama hoşuma gidiyor. Bu özelliğimi sevmek bana bir şey katmasa da kendime ait oluyor olması benim için kıymetli. Bunu neden anlatıyorum? Kendimizi tanımıyoruz veya tanıyamıyoruz çünkü. Neyi ne için yaptığımızı çoğu zaman bilemiyoruz. Yapılması ve yaşanması gereken tek bir hayatmış gibi, elimize kitapçık dağıtılmış gibi oracıktan okuyup benzer hayatlar yaşıyoruz sanki. Ve belki de kendimizin farkına varamadan göçüp gidiyoruz.

Fark etmek, gözlemlemek, irdelemek yavaş yavaş hayatlarımızdan çıkarken aslında en çok kendimizi gözlemlemenin, irdelemenin ne kadar önemli olduğunu kaçırıyoruz. Çünkü hayatı tekdüze yaşamamızı gerektirecek çok etken buluyoruz çevremizde. Ve beyin kolayına nasıl geliyorsa öyle yapmaya devam ediyor.

Bu bahsettiğim küçük özelliğimi son birkaç kitapta yapmadığımı fark ettim son zamanlarda. Bu durum beni üzdü. Çünkü ben bana göre, kitapları okumadan önce son sayfasını okuyan bir Büşra’yım ya da öyleydim. Bu benim bana ait olan, kendimde en sevdiğim yönümdü. Bunu kaybediyormuş hissi bende böyle bir etki yarattı. Bir de bunu bu konu özelinde değil de hayatınızda, kendinizde sevdiğiniz her ne varsa onlar için düşünürsek aslında kendimizle ilgili kaçırdığımız ve farkına varmadan kaybettiğimiz ne kadar yönlerimiz var değil mi?

İnsan hayatta ne olursa olsun mesleği, sıfatı, konumu fark etmez; bu gibi küçük yönlerini kaybetmemeli. Çünkü ancak tekdüzelikten böyle çıkabiliriz. Farklılığımız veya saçma da olsa herhangi bir yönümüz olmalı ve gelişmeli. Özelleştirilmeliyiz bu gibi niteliklerimizi. Sabahtan akşama aynı meşguliyetlerimizin arasına, bence küçük bir çiçek misali kondurmalıyız bu farklılıklarımızı. Çünkü ancak böyle kendimizi tanıma yolculuğunda yerimizi alırız. Yolumuz böyle güzelleşir, kolaylaşır.

İnsan; saçmalıklarına, farklılıklarına, niteliklerine sımsıkı sarılmalı. Derinlerde yatan kim? En çok kendine bunu sorabilmek için, cevaplarını bulabilmek için bu ipin ucundan mutlaka tutmalı.

Büşra Yıldız GEÇGEL

Hayat gayesini bulmak için değil, yolda olmak için aramaya çalışan biri. Bir kız annesi.
YORUMLAR

  1. Anonim dedi ki:

    Dediğin gibi küçük de olsa bazı yönlerimizi kaybede biliyoruz. Fakat o yönümüze kattığımız başka bir yön oluşabiliyor. İnsan olarak biraz değişkeniz galiba.
    Farkındalık sağlayan güzel bir yazı olmuş. Kalemine kuvvet. Başarılarının devamını dilerim.