HATA VE YANLIŞ ARASINDA İNSAN
“Hatasız insan yoktur” lafı insanın varoluşundan beri hem felsefi hem de dinî olarak sürekli duyulur. Hatasız insan olmadığı gibi hatasız işin, sürecin, akışın da olmayacağı aşikârdır ve bu durum, yapılan işlerde sürekli olarak bir hata payı bırakılmasına olanak sağlar. İşi yapan bir mekanizma, sistem, robot veya insan olabilir; bunlar ihmalkârlık ve aksaklıklarla birlikte hataları ortaya çıkarır. Hataların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte insanlar “Biz zaten bu hatanın olabileceğini öngörmüştük.” şeklinde cümleler de kurabilir. Peki, hatanın olabilme ihtimali gerek teorik, gerek pratik olarak önceden düşünülebiliyorsa neden önlenemiyor? Aslında çok temel bir cevap bu soru için yeterli olacaktır: Hatayı yapan insan ile hatayı öngören insan bir değildir.
Hata payının işi gerçekleştiren insanlar üzerinde bir rehavete sebep olabildiği çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. Tam da bu noktada iki yol karşımıza çıkıyor: Bir tarafta hata yapan insan hata payı olduğunu bildiği için özen ve disiplininden ödün veriyor; diğer tarafta ise hata yapmaması gerektiği lanse edilen birey, üzerindeki baskıdan dolayı olmayacak hatalara sebebiyet verebiliyor. İnsan davranışında hatanın her zaman olumsuz bir sebep veya sonuç olarak algılanmaması gerekir. Hataların bireyi iyileştirebildiği, geliştirebildiği hatta başarıya daha kolay ulaştırabildiği, rastlanmış durumlar olarak karşımıza çıkıyor. Thomas Watson, “Yolunuza devam edin ve hata yapın. Yapabildiğiniz kadar yapın çünkü başarıyı bu yol üzerinde bulacaksınız.” diyerek başarı yolunda hatanın olduğunu ifade etmekte, hatanın alçaltıcı değil yüceltici olabildiğini vurgulamaktadır. Hatasının sonucunu bilen ve gören insan, başarı yolunda adım atar; hatası karşısında vurdumduymaz olup umursamaz tavır sergileyen insan ise başarısızlığın bedelini öder.
Son aşamada, hata ile yanlış kavramlarının ayrımını yapmakta fayda var. Arapça kökenli olan hata kelimesinin, yanlış ile eş anlamlı olarak kullanıldığını Türk Dil Kurumu sözlüklerinde de görebiliyoruz. Temel fark, hata için belirtilen “istemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış” tanımında karşımıza çıkmaktadır. Bireyin kendi iradesiyle karar verdiği, kendi doğrusuna inanıp aldandığı, algılayamadığı, mutlak doğruyu seçemediği durumlar yanlış olarak nitelendirilebilir. Örneğin; bir öğrencinin girdiği matematik sınavında çözmeye çalıştığı bir soru için işlem adımlarında sayısal yanlışlık yapması hatayı, işlem sonucunda doğru şıkkı işaretlememe durumu ise yanlışı ifade eder. Öğrenci hata yaptığı noktada -istemsiz şekilde- doğru sonuca ulaşmayı hedeflemiştir fakat sonrasında seçenekler arasında doğruyu tercih etmemiş, doğruya gitmemiş ve doğruya yönelmemiş olması -bunu da işlemlerden elde ettiği sonuca dayandırmaktadır- iki kavram arasındaki temel farkı gözler önüne seriyor. Toparlayacak olursak hata yapmayı önlemek güç olmakla birlikte hatayı yönetmek görece daha kolaydır ve hata yönetimi kültürüne sahip bireylerin, hataların her zaman olumsuz sonuçlar doğurmayacağına inanması gerekir.
kaleminiz ve yazı konunuz gayet güzel. Açıklayıcı bir yazı olmuş. Bir yazar olarak gözüm bir şeyleri çok aradı. Eminim ki anlatınca sizlerde buna hak vereceksiniz. Eserinizde hatalar ve yanlışlara yer vermişsiniz. Gayet güzel. Peki ya sizce günümüz dünya aydınlarının ve filozofların hataya olan bakış açılarından ve eserlerinde bahsettikleri o cümlelerden de eserinizin içinde yer verseniz nasıl olurdu. Eseriniz şuan kemik bir yapıda. Ancak bahsettiğim üzere biraz örnekler vermiş olsanız eseriniz biraz daha şahsi görüşten çıkar ve evrensel bir düşünce anlamı kazanabilirdi. ama yine de dediğim gibi eseriniz güzel. elinize sağlık
Hata yapmayı “tecrübe edinmek” olarak nitelendirmek, güçlü bir bakış açısı kazandırıyor. Kaleminize sağlık
Metni okurken ele alınan konunun oldukça net ve sistemli bir düşünce örgüsüyle ilerlediğini hissettim. “Hata” kavramını yalnızca olumsuz bir durum olarak değil, insan davranışı ve süreç yönetimi açısından değerlendirmiş olmanız metne akademik bir derinlik katmış. Özellikle hata ile yanlış arasındaki ayrımı örnek üzerinden açıklamanız, düşüncenin somutlaşmasını sağlamış ve anlaşılmasını kolaylaştırmış. Bununla birlikte, yer yer kavramsal anlatımın yoğunluğu metnin akıcılığını biraz yavaşlatıyor gibi geldi. Duygusal ya da gündelik hayattan küçük örneklerle desteklenseydi, okur için daha akılda kalıcı olabilirdi diye düşündüm. Yine de konuya yaklaşım biçiminiz, açıklayıcı diliniz ve mantık zinciriniz oldukça güçlü. Kaleminize sağlık.
Hata kavramını somutlaştırıp adım adım bütün bir şekilde tanımını yapmanız, hatayı aslında ne şekilde ve neden yaptığımızı, hata yapan insan ve hatayı öngören insan konusundaki düşünceleriniz bence çok güzel ve başarılı olmuş. İnsanın kendi duygu ve düşünce dünyasında kendisine atfettiği mükemmelliyetçiliğin aslında hataların sürekli ve herkeste var olabileceğini gösterebilecek bir yazı olmuş. Kaleminize, emeğinize sağlık.