BENDEN BİZE
Kendim için olan her şeyle vedalaştığım o günü hiç unutmuyorum. Sessizce bir kapı kapandı içimde, kimse duymadı. Ardından başka bir kapı aralandı. İçeriye küçük bir nefes, kocaman bir anlam girdi. O gün anne oldum.
Öncesinde hayat, bana aitti. Hayallerim vardı, erteleyebildiğim yarınlarım, yalnızca kendime ayırabildiğim zamanlarım. Ama o gün, zamanın yönü değişti. Saatler artık bana değil, ona akıyordu. Kalbim ise ilk defa bu kadar dolu dolu attı. Uykular bölündü, düşünceler çoğaldı. Uykusuz gecelerin, yarım kalan hayallerin, ertelenen isteklerin aslında bir kayıp değil, bir dönüşüm olduğunu anladım.
Fark ettim ki; vazgeçmek sandığım şey, aslında dönüşmekmiş. Kendimden eksilmedim, başka bir şekilde çoğaldım. Onun gülüşünde kendimi buldum, bir nefesine bütün yorgunluklarımı unuttum, korkularında titredim, ilk adımında yeniden yürümeyi öğrendim. Kendimden verdiğim her parça, bana daha güçlü bir kalp olarak geri döndü.
Artık “ben” dediğim yer, tek bir kişiyi anlatmıyordu. İçine onu da alan, daha geniş, daha derin bir anlamdı. Sanki içimdeki “ben” usulca yerini “biz”e bıraktı. Yoruldum, evet. Bazen kendimi unuttum. Bazen de aynaya baktığımda eski halimi aradım, hâlen aynı yüzü görüyordum belki, ama gözlerimde bambaşka bir sorumluluğun, tarifsiz sevginin izi vardı artık. Her defasında küçük bir el tutdu elimden; “buradayım” der gibi.
Anne olmak, kendinden vazgeçmek değilmiş meğer. Kendini yeniden bulmakmış başka kalpte.
Şimdi biliyorum; o gün vedalaştığım şey eski bendim.
Ama kazandığım… Bir ömre bedel, tarifsiz, koşulsuz sevgi.