DERT YANDIRMA MERKEZİ
Kasabanın ortasında kocaman bir bina açıldı: “Dert Yandırma Merkezi – Çözüm Üretmez, Dinler”.
Kapısının üzerinde şu yazıyordu:
“Sorunlarınızı bize anlatın. Rahatlayıp gidin.
Çözüm? Çözmüyoruz. O kadar da değil.”
Bu merkezin kurulmasının sebebi, vatandaşın memnuniyetsizliklerini kontrol altında tutmaktı. Çünkü herkes şikâyet ediyor, kimse şikâyetleri dinlemiyordu. En azından biri dinlesin diye devlet düşünmüş, bu binayı açmıştı. İşin garibi, bina açılır açılmaz millet sıraya dizildi.
Kahveden Başlayan Macera
Mehmet Efendi kahvede otururken, yan masadan Hasan bağırdı:“Ula bi gidin şu Dert Yandırma Merkezi’ne! Mükemmel hizmet! Dert anlatıyorsun, onlar dinliyor, sonra kağıt verip ‘Teşekkürler, derdiniz kaydedilmiştir’ diyorlar. İnsan kendini devlet büyüğü gibi hissediyor!”
Mehmet şaşırdı.
“Ee nasıl çözmüşler senin derdi?”
“Çözmemişler tabii! Ama öyle güzel dinlediler ki, derdim bile utanıp benden uzaklaştı.”
Mehmet dayanamadı.
“Kardeşim,” dedi, “ben de gideyim bari. Yılların stresini bir dökeyim.”
Merkezin İçi
Kapıdan içeri girince loş bir salon…
Ortada kocaman bir tabela:
“Lütfen sıranız gelmeden dertlenmeyiniz.”
Memur yüzünde yapıştırma bir gülümsemeyle çağırdı:
— Buyurun, derdiniz nedir?
Mehmet başladı anlatmaya:
— Efendim, markette fiyatlar her gün değişiyor. Dün aldığım şey bugün zamlanmış oluyor. Ne yapacağımı şa…
Memur hemen elindeki kağıda bir şeyler karaladı.
— Çok geçmiş olsun!
Mehmet şaşırdı.
— Ee… çözüm?
— Çözüm yok. Biz sadece “Geçmiş olsun” deriz. Bir üst kata çıkın, “Haklısınız” bölümüne uğrayın.
Haklısınız Bölümü
Mehmet yukarı çıktı.
Bir memur onu kapıdan karşıladı:
— Haklısınız!
— Ama daha derdimi anlatmadım ki…
— Ne olursa olsun haklısınız efendim, burası öyle bir birim. Vatandaş her konuda haklıdır.
Sistem öyle kurulmuş.
“Vay be,” dedi Mehmet. “İnsan haklı olduğunu duyunca gerçekten iyi hissediyor.”
Memur:
— İsterseniz bir üst kata çıkın. Orası “Yalnız Değilsiniz Departmanı”. Orada da aynısını söylüyorlar ama daha samimi bir şekilde.
Yalnız Değilsiniz Bölümü
O kata çıkınca bu kez daha ciddi bir memur:
— Yalnız değilsiniz Mehmet Bey.
Mehmet şaşırdı.
— Adımı nereden biliyorsunuz?
— Herkes Mehmet Bey. Burada herkes aynı dertten muzdarip. Özel bir bilgi sayılmaz.
Mehmet güldü.
İnsan gerçekten yalnız olmadığını hissediyordu.
Çözüm Katına Gidiyor
En üst katta kapıda büyük bir levha vardı:
“Çözüm Katı: Sadece Personel Kullanabilir.”
Mehmet kapıyı yokladı, kilitliydi.
Tam o sırada içeriden biri çıktı.
Görünce hemen sordu:
— Affedersiniz, çözüm burada mı?
Memur başını salladı.
— Evet ama vatandaşa yasak. Siz alttaki katlarda gereken her şeyi almışsınızdır zaten.
— Ama çözüm yok ki?
— Olsaydı binaya ne gerek vardı Mehmet Bey?
Gerçekle Yüzleşme
Merkezden çıkan Mehmet’i kahvedekiler hemen sordu:
“E nasıl? Faydalı oldu mu?”
Mehmet derin bir nefes aldı, göğsünü gere gere:
“Valla,” dedi, “derdimi çözmediler ama öyle bir haklısın, yalnız değilsin, geçmiş olsun dediler ki… İnsan çözümü kendi halletsin diye bir özgüven geliyor insana!”
Kahvedekiler kafa salladı.
Hasan ekledi:
“Zaten memleket böyle dönüyor ya:
Dertler çözülmez…
Ama öyle bir dinlenirsin ki derdin bile sıkılır senden!”
Son
Ertesi gün Dert Yandırma Merkezi kapısına yeni bir tabela asıldı:
“Dert yoğunluğundan dolayı yeni randevular 3 ay sonraya verilmektedir.”
Çözüm hâlâ yoktu…
Fakat millet her gün uzun kuyruklar oluşturuyordu.
Çünkü memlekette herkes şunu öğrenmişti:
Çözüm beklemek yorucu…
Ama dinlenmek bedava!