VEDALAR ÜLKESİ
Sizlere bir ülkeden bahsedeceğim.
Bu ülkenin haritalarda yeri yoktur; fakat herkesin kalbinde yeri büyüktür.
Adı mı? Adı: Vedalar Ülkesi.
Bu ülkeye girerken sizlerden vize, pasaport sorulmaz. Bu ülkeye girmek için bir kez gerçekten sevmiş, bir kez yürekten inanmış olmak yeterlidir. Hatta çoğumuz farkında olmadan gireriz bu ülkenin sınırlarına. Çoğu zaman başka bir yerde yaşadığımızı sanırken, kendimizi bu ülkeye yerleşmiş buluruz.
Ben ilk ne zaman geldim buraya, hiç hatırlamıyorum. Ama şunu biliyorum:
Bir gün bir cümlem yarım kaldı, bir suskunluğum gereğinden fazla uzadı, bir duygum hiçe sayıldı.
O gün anladım; bazı vedalar yüksek sesli olmazmış. Kapılar sertçe kapatılmazmış. Hatta arkana dönüp el bile sallamazmışsın.
Bazı vedalar yüreğimize doğru yapılırmış.
İnsan kendinden ayrılırmış da kimse bunu fark etmezmiş; öğrendim.
Vedalar Ülkesi’nde sabahlar sessizdir. İnsanlar erken bile kalkmazlar. Çünkü uyanmanın da anlamı yoktur bu ülkede. Zaman ağır ağır ilerler. Saatler bir şekilde ilerler de kalpler hep aynı noktada takılı kalır.
Herkes geride bıraktığını düşünür uzun uzun:
Bir sevdiğini, bir sesi, bir vedayı, bir ihtimali…
Burada en çok “Olsaydılar” dönüp dolaşır.
Bu ülkede “Belkiler” çoktur ama “Keşkeler” ile yarışamazlar.
Cenazeler de vardır bu ülkede. Ama sadece ölülerden oluşmaz. Yarım kalmış hayaller, bir daha asla yaşanmayacak duygular, söylenmemiş cümleler, karşılıksız sevgiler de toprağın altındadır.
En ağır cenazeler ise nefes alanlara aittir.
Omuzlarda taşınan tabutlarda çoğu zaman yatanlar insanlar değildir; geçip giden zamandır. Şu geri alınmayan zaman…
Vedalaşmayı becerememiş kişilerin ülkesidir burası. Kapıyı çekip çıkamamışların; kapının arkasında durup kalmışların, dönüp son kez bakamamışların ülkesi…
Birini kaybettiğini kabullenemeyip, onun yokluğuna alışmayı “sabır” sananların ana vatanıdır burası.
Burada herkes “İyiyim.” der.
Çünkü burada “İyi değilim.” demek, veda etmek anlamına gelir.
Bu ülkenin en güzel yanı ise size gitmenin, kalmanın, vazgeçmenin ve hayata yeniden tutunmanın ne demek olduğunu tam anlamıyla öğretmesidir.
Ve en önemlisi, her veda edenin bir gün kendine döneceğini fısıldar kalplerinize.
Bir gün bu ülkeden dönmek isteyeceksin. Valizin olmayacak bu ülkeden ayrılırken. Çünkü bu ülkeden götüreceğin hiçbir şey olmayacak; cesaretinden ve öğrendiklerinden başka.
Belki hâlâ buradayız, belki de bir vedanın ortasında…
Ama şunu öğrendim:
Bu ülkede kalan kişiler, bir gün daha derin, daha gerçek bir “Merhaba!” demeyi öğrenecekler.
Bazen en uzun yolculuklar bir veda ile başlar.
Ve her veda, beraberinde bir merhabayı getirir.