KIRMIZI
Tatlı tatlı uykulara daldığım yerden çekmecenin sesine uyanıyorum. Karşımda yine o… Sabah duşunu almış. Bu kez cildini her zamankinden sert yıkamış olmalı ki teninde at kılı fırçanın sert darbelerinin izleri var. Dün akşam aldığı nefesten de yüzüne vuran alkol kokusundan da nefret ediyor gibiydi. Karısı kendisini evde beklerken onun kollarında olmak için dolarlar ödeyen adamdan. Hatta en çok sürekli etrafında dolaşarak kusur arayan o adamdan…
Nedendir bilmem, bir tek bana sever gibi bakıyor. Bir tek bana dokununca gülümsüyor. Nereye giderse gitsin “Sensiz olmaz.” der gibi bakıyor bana. Sonra kendimi onun ellerinde buluyorum. Her seferinde yüzüme savaşı kazanmış bir komutan edasıyla bakıyor ve sonrasında şeftali yumuşaklığındaki dudaklarıyla buluşuyorum. Bu hep böyle oluyor.
Şimdi de bana doğru uzanacak derken gözlerinin dolduğunu görüyorum. Elleri titriyor bana yaklaşırken. Tam beni alacağı an, aniden elini çekip gerisin geri kalkıyor oturduğu yerden. Koşarak gidiyor banyoya ve kapıyı sertçe kapatıyor. Ne olduğunu merak ederken önce hızlıca yere atılan şeyin sesini duyuyorum. Bornozu olmalı bu. Yumuşak olmasına rağmen bir bornozdan nasıl böyle ayırt edici bir ses çıkıyor, hayret ediyorum.
Suyun sesine kulak kesiliyorum. “Sabah banyosunu yapmamış mıydı acaba?” diye düşünürken içim geçiyor. Uyandığımda yine onu görüyorum. Neler olduğunu yüzünden anlamaya çalışırken her zamanki haline büründüğünü fark ediyorum. Belli ki yine dışarı çıkacak, o zaman kesinkes şeftali yumuşaklığındaki dudaklarını bana yaklaştıracak. Onu tiksindirecek bir halim olmadığından emin olmak ister gibi kendimi kontrol etmeye çalışıyorum. Ne yapabileceksem sanki!
Haklıyım, bana yaklaşıyor. Kızaran teninin üstüne simsiyah bir elbise giymiş. Omuzlarının yuvarlaklığına, belinin ince kıvrımına, eteğinin bittiği yerden dizlerine kadar olan kısma bakıyorum. Ona her baktığımda içim eriyor. “Böyle güzel bir kadını hak etmek için ne yaptım ki?” diye düşünürken bana dokunuşuyla içimden titremek geliyor. Kendimi olabildiğince güzelleştirmeye gayret ediyorum. Tüm pigmentlerimi toparlıyorum ve şeftali yumuşaklığındaki dudaklarını boyuyorum. Kırmızıya… Şehveti çağrıştıran parlak bir kırmızıya.
Böylece beni kendinden uzaklaştırdığında, muzaffer bir komutan gibi bakışını doyasıya izliyorum.