Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
28°C
Hafif Yağmurlu
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 31°C
Çar 32°C

ESAS HİKÂYE

ESAS HİKÂYE
30 Kasım 2023 19:54 | Son Güncellenme: 13 Aralık 2023 21:48
99
A+
A-

ÖNSÖZ-cük-

   Planların boşa çıktığı, günlerin hiç olduğu, kabullerin inkâra vurduğu, kâbusların gerçek olduğu, kaçınılan olayların gelip dizinin dibinde durduğu o gün işte alnımdaki yerini aldı. Sonra bir rüzgar esti kâkül savruldu, toplamaya gücüm yetmezdi, toplamadım. Savruluyorum yol nereye çıkarsa oraya.

   Bir süre yol çıkmadı önüme. Savruluşların önünü açtım, tutmadım ne hüznü ne de göz yaşlarını. Kin miydi nefret mi ya da intikam açlığı mı? Bunun bir adı asla olmayacak. Hayat akarken herkesin gözünde bende durmuşsa bunu yalnız ben bilirim. Sen, o, siz, onlar dahil hiç kimse fısıltı dahi hissedemez. Hissetmedi de… Yürüdüm çünkü yürüyorken hiçkimse durduğumu bilemez.

   Günler günleri kovalarken sorumluluklarım olduğunu hatırlatan uyarıcılar ve insanlar kendimi dinlememe izin vermediler. Savrulmaya biraz da böyle devam etmeye karar verdim. Evet, ben çok iyiyim başlıklı görüntüm herkesi inandırdı. Bazı birkaç kişi hariç tabii… Onlar da anlam veremediler belli ki donmuş ruhuma. Belki artık onları sevmediğimi sandılar. Küsmüş olabilirdim bir şeylere alınmış ya da bir takım dolduruşların hedefine tam on ikiden vurulmuş olabilirdim. Hepsi yanlış yalnız biri doğru. O doğru küsmüşlüğümdür. Şahıslara değil ama yaşamın ta kendisine.

   Aylar geçti zamanın bir dur noktası yok ki basıp durdurasın ve hazır olduğunda geri başlatasın. Zaman her şeyin ilacı derlerdi. İnanmaya başladım. Eskisi kadar taş altında ezilmiyordu ruhum. Daha çok gülüyor ve hayatı yakalamak istiyordum. İçimi hâlâ kimse bilemez, anlayamaz. Hatta çok ilginçtir ben bile bazen beni anlamıyorum. Ne zaman mutlu ne zaman üzgün olduğum birbirine karışıyor. Her şey normalken bir anda durgunlaşıyorum mesela bu neden? Çok da sorgulayıp peşine düşmedim aslen. Anlık bi karamsarlıkla gelen ben neden böyleyim sorusu çok fazla beynimin kıvrımlarında kaybolmadan azıcık sürünüp havaya uçuyor. Belki bu yüzdendir kendimi anlamayışım. Ama gerçekten sorun değil çünkü düşünecek yerlerim buzluktan yeni çıkmış. Beynimin ağırlığı altında gerçeklerin ağırlığını da yüklenmek beni toprağa sokar.

   Bir insandır bazen umuda koşturan bacaklar. Elin, kolun, gücün, hayallerin onun gücüyle hareket edebilir. Kendi başıma çözemediğim her şeye onun varlığını batarya yaptım. Sonunda ben mi onu tüketirim o mu beni yüzde yüze tamamlar zaman gösterir. Lakin ayağa kalkıp yeni hayatımı kurmanın  zamanıdır. Bazen hikâye bitti sanar üzülürsün. Fakat görünenin ardındaki o görünmez perdenin arkasında nasıl bir serüven yatar bilemezsin. Hayat her zaman bir bilge gibi eğitti beni. Yine eğitildiğim bir sınıftan çıktım ve yeni eğitimimin oryantasyonuna doğru gidiyorum. Esas hikaye belki de şimdi başlıyor. 

Edebiyata benim de küçük bir katkım olsun dileğiyle çıktığım bu yolda büyüyüp gelişerek ilerlemeyi hedef edinmiş bir kimseyim.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.