29 Haziran 2026, 22:12:54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 27°C
Açık
Afyon
27°C
Açık
Paz 26°C
Pts 28°C
Sal 30°C
Çar 31°C

SAHAF HAYALİ

SAHAF HAYALİ
26 Haziran 2026 15:18
89
A+
A-

Her çocuk büyüdükçe önce oyuncaklara ilgi duyardı. Zehra ise kitaplara…

İnce motor becerileri, karıştırdığı kitap sayfaları sayesinde gelişmişti. Yaşıtları oyuncaklarla oynarken o, renkli kitaplara yönelirdi. Resimleri incelerken yazıları okumaya başladı. Ana sınıfında sesli harfleri öğrenmişti. Diğer harfleri de sorup kendi kendine birleştirmeyi öğrendi. Akranlarına göre gelişimi oldukça ilerideydi. İlkokula başladığında, arkadaşları harfleri öğrenirken öğretmeni Zehra’ya güzel kitaplar veriyordu.

Okuma alışkanlığı lise yıllarında da devam etti. Hem okuyor hem de sevdiği kitapları biriktiriyordu. O yıllarda semtlerinden biraz uzakta bir sahaf keşfetti. Her hafta sonu mutlaka uğrardı. Üstelik yürüyerek gitmesi gerekiyordu ama buna hiç üşenmezdi. Dükkân sahibi, semtin herkes tarafından sevilen kişisi Nazmi Amca ile de güzel bir dostluk kurmuştu.

Nazmi Amca, gençliğinde sahaf olmaya gönül vermişti. Çevresindeki insanlar bu işten geçimini sağlayabileceğine pek inanmamışlardı. Hatta bazıları, “Kendi kendine dert aldı.” demişti. O da dükkânının duvarına şu sözü asmıştı:

“Bir işe gönül verdin mi, dert değil zevk olur.”

O günden beri bu sözü, ne kadar yıpransa da yenileyip tekrar asardı.

Zehra dükkâna geldiğinde kitapların kendine özgü o tozlu kokusunu içine çeker, ardından:

— Yeni kitaplar var mı? diye sorardı.

Nazmi Amca, onun kitaplara olan ilgisini çok severdi. Parası olmadığında okuduğu bir kitapla takas yapmasına bile izin verirdi.

Zehra kafasına koymuştu; ne iş yaparsa yapsın, bir gün mutlaka bir sahaf dükkânı açacaktı. Şimdiden yüzlerce kitabı olmuştu.

Nazmi Amca, Zehra’ya bazen bir kitap parasına iki kitap verirdi.

— Senin gibi gençler azaldı kızım. Var ol! derdi.

Bu sözler Zehra’yı çok mutlu ederdi.

Lise biter bitmez Zehra üniversiteyi kazandı. Ailesi ve öğretmenlerinin yönlendirmesiyle eczacılık okudu. Ancak gönlünde hâlâ sahaflık vardı. Üniversite yıllarında da kitap okuyup biriktirmeye devam etti. Güçlü hafızası ve okuma alışkanlığı sayesinde derslerinde zorlanmadı.

Üniversiteyi bitirince, babasının desteğiyle kendi semtinde bir eczane açtı. İlk zamanlar işini severek yapsa da zaman geçtikçe her gün aynı yerde durup ilaç vermek onu sıkmaya başladı. Raflarda ilaç kutuları yerine kitaplar olsaydı, onların arasında kaybolsaydı ne kadar mutlu olacağını düşünürdü.

Ama yıllarca emek verdiği mesleğini de bırakmak istemiyordu. Babası bütün birikimini onun için harcamıştı. Bu fedakârlığın karşılığını ödeyemeyeceğini biliyordu. Bu yüzden sahaflık hayalini ileriki yıllara erteledi.

Yıllar hızla geçti.

Zehra evlendi, çocukları oldu. Buna rağmen kitap okumayı ve biriktirmeyi hiç bırakmadı. Taşındıkları büyük evde bir oda dolusu kitap koliler içinde bekliyordu.

Eşi başlangıçta:

— Bu kadar kitaba ne gerek var? Çoğu da eski, diye söylenirdi.

Fakat zamanla o da alıştı.

Nihayet emeklilik zamanı geldiğinde Zehra kararını verdi. Eczanenin karşısındaki dükkânı kiraladı. Raflar için ölçüler aldırdı. Kitap kolilerini taşıyacak nakliyeyi ayarladı. Çocukları da hafta sonu gelip yardım edecekti.

Perşembe akşamı şehir dışında yaşayan çocuklarıyla telefonda konuştu. Planlarını heyecanla anlattı.

Fakat hayat, biz planlar yaparken kendi planlarını uyguluyordu.

Zehra o dükkânı açamadı.

Sağlık sektörünün içinde olmasına rağmen kendi sağlığını ihmal etmişti. Vücudunun verdiği sinyalleri önemsememişti. O gece aniden rahatsızlandı. Hastaneye yetiştirildi ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Doktorlar, mide kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini söylediler.

Bazen ne yaparsak yapalım olmaz. Hayatın kendine ait bir hesabı vardır. Belki de bazı şeyler için bu kadar geç kalmamak gerekir.

Çocukları annelerinin yarım kalan hayalini farklı bir şekilde gerçekleştirdiler. Bir sahaf dükkânı açmadılar ama semtteki liseye, annelerinin adını taşıyan bir kütüphane kazandırdılar.

Yıllarca biriktirdiği kitaplar artık onun gibi kitapları seven gençlerin elindeydi.

Eğer bugünleri görebilseydi, o da gençlere en sevdiği cümleyi söylerdi:

“Var olun!”

Sınıf öğretmeniyim. Çocuklara okuma yazma öğretirken hala okumam ve yazmam gerektiğine inanan bir öğrenciyim. Öğretmenlik hayatım devam ederken  Sosyoloji bölümünü de bitirdim. Yazmak benim için bir tutku ve hep devam etsin istiyorum
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.