BİR FOTOĞRAFA BAKMAYA ÇALIŞMANIN HEVESİ
Düşer mi insan hiç bir fotoğrafın rüyasına?
Bir karede yaşam arar mı hayatına?
Sevmeye devam etmeye çalışabilir mi hiç,
Hiç konuşmayan o fotoğrafa baktıkça?
O insan ki sokağa adımlarını attığında,
Bir yüzü görme umuduyla bakınır etrafa.
O gözlere bir kere bakmak,
Sonra kör olmak ister her baktığı insana.
Ama birden durup düşünür olduğu yerde;
“Nasıl bakarım ben o gündüz yüzlü yüze?” diye.
“Nasıl bulabilirim gün yüzünü,
O gözler bakmak istemezken bu lanet yüze?”
Sonra sadece düşünmeyi geçirir içinden,
Ama sadece düşünmek bile hasta eder derinden.
Nefesi geçerken soluk borusundan,
Bir ağırlık çöker nefesinin üzerinden.
Baksa o gözlere, eli ayağı girer birbirine;
Göğsü sıkışır, gözleri dolar birdenbire.
Ama daha kötüsü, bir korku sinecek içine;
“O gözler bakmazsa?” deyip uzanır cebine.
O fotoğraf var şimdi yine ağırlaşan elinde,
Zanneder ki o fotoğraf varken korku yok içinde.
Ne gözleri bakacak mı diye endişe eder,
Ne de o lanet bedeni olur bir sınav içinde.
Ancak bir süre bakınca anlar ki fotoğrafa bakmak,
Yüzüne bakmaktan farksız, bir dala tutunmak.
Çünkü o yüze bakmanın ağırlığı,
Onu her seferinde biraz daha yakacak.
Çünkü o baktığı gözler, o yüz o kadar ağırdır ki;
Sadece fotoğrafına bakmak bile yarar geçer yüreği.
Her baktığında içinde derin bir suçluluk,
Üstüne ağır bir yük bindirir rezilliği.
Ama yine de yüzüne bakmaktansa fotoğrafa bakar.
O suçluluk hissine karşı sevgisi pek ağır basar.
Fakat yine de her sokağa çıktığında,
O yüzü bulabilmek için durmadan etrafa bakar.