İSTİKBALİN ARALANAN KAPISI: 23 NİSAN
1920 yılının o umut dolu bahar sabahında, Ankara’da aralanan o meclis kapısı, sadece ahşap ve demirden ibaret bir eşik değildi. O, bir milletin makûs talihini yeneceği; bağımsızlığa, hürriyete ve onurlu bir geleceğe açılan “istikbal kapısı”ydı. O kapının eşiğinde duranlar sadece mebuslar değildi; yüzyıllardır hür yaşamış bir halkın sönmeyen ateşi ve “ya istiklal ya ölüm” diyen sarsılmaz iradesiydi. Bozkırın ortasında, tozlu yolların tükendiği o mütevazı binada yankılanan ilk sesler, aslında tüm dünyaya verilmiş en gür cevaptı: Egemenlik, artık kayıtsız şartsız milletindi.
O gün o kapıdan içeri giren irade, sadece o günü kurtarmayı değil; yıkıntılar arasından yepyeni, çağdaş ve tam bağımsız bir devletin temellerini atmayı hedefliyordu. Çatısındaki kiremitlerin halk tarafından imece usulüyle, dualar ve mücadeleler içinde tamamlandığı o ilk meclis binası, imkânsızlığın nasıl imkâna dönüştüğünün en somut kanıtıydı. Ancak bu tarihi zaferi ve bu büyük dönüşümü asıl eşsiz kılan; onun en saf, en masum ve en umut dolu ellere, yani çocuklara emanet edilmesidir.
Mustafa Kemal Atatürk, bu büyük günü çocuklara armağan ederken aslında bir toplumun geleceğini nasıl inşa etmesi gerektiğinin şifrelerini fısıldıyordu. Bir devletin bağımsızlığı ne kadar büyükse, o bağımsızlığı devralacak neslin hayalleri de o denli geniş olmalıydı. Çünkü biliyordu ki; bir kapıyı açmak sadece başlangıçtır. Asıl mesele, o kapıdan içeri süzülen hürriyet ışığını hiç söndürmeden yarına taşımaktır. Çocukların gülüşü, esaret dolu karanlık geçmişten, aydınlık ve tertemiz bir geleceğe uzanan en sağlam, en sarsılmaz köprüdür.
Bugün bizler, her 23 Nisan’da sadece takvimdeki bir bayramı kutlamıyoruz. O gün Ankara’da aralanan o kapıdan içeri bir kez daha bakıyor; egemenliğimizin ne denli çileli yollardan geçerek kazanıldığını ve hürriyetimizin ancak bir çocuğun kalbi kadar saf bir titizlikle korunabileceğini hatırlıyoruz. Bu bayram, dünya çocuklarıyla paylaşılan bir barış çağrısıdır. O kapı bir kez açıldı; bizler bu mirasa sahip çıktıkça, çocuklarımız o kapıdan başları dik bir şekilde geçmeye devam ettikçe o ışık asla sönmeyecektir.
Zira 23 Nisan, bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır; o, bu milletin her bahar yeniden açan bağımsızlık çiçeği, her sabah ufkumuzda yeniden doğan özgürlük güneşidir.
Dünyayı çocukların yönettiği, barışın ve neşenin hüküm sürdüğü nice bayramlara…
Tüm çocuklarımızın ve içindeki o eşsiz çocuğu hiçbir zaman kaybetmeyenlerin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!