AHVAL
Vakitlerden seher
Şafak daha sökmemiş
Ve gökyüzünün kızıllığından
Daha da al gözlerim.
Bir güç tutuşturdu kalemi ellerime;
Ahvalimi anlatmak istedim
Umudun en sevdiği vakte.
Lakin kaideler çöktü,
Lügatler yorgun ve hantal kaldı.
Bir harfe bile sığdıramadım
İçimdeki ihtilali.
Bir denizi bir bardağa hapsetmek neyse,
Ahvalimi de bir sıfata sığdırmak
Oydu işte…
O denli beyhude, o denli fani.
Yeryüzünün bütün dillerini
Bir araya toplasam da
Gözlerimdeki o sızıyı heceleyemezdim.
Kelimeler, gerçeğin üzerine çekilmiş
Yamalı bir örtü gibi;
Altındaki yangını anlatmaya
Yetmedi hiçbir vezin.
Gereği de kalmadı aslında;
Kuruttu ahvalim, hokka arasında kalmış mürekkebi.
En derin itiraflarım,
Dudağımın kuruduğu,
Kelimelerimin manasını yitirdiği yerde başladı.
Gözlerim o uçsuz bucaksız uçurumdaydı,
Lügat parçalıyordu sessizliğim.
Ey kalem!
Anlatamadığım ne varsa
Gözlerimden oku!
Duy, boşlukta asılı duran kadim tınıyı;
Ahvalime sağır, dilsiz kalmış heceleri.
Kıyıda seninle kalsın,
Vefayı satırlarda unutmuş sözler,
Ben ketum deryaların dalgalarında
Boğulmaya razıyım.
Çünkü susmak,
Dünyanın en dürüst lisanı.
Anladım artık ey kalem;
Dil, bir cesedi giydirmeye çalışan
Terzi gibi çaresiz.
Oysa sükûtun yangını,
Hiçbir kumaşa sığmayacak kadar üryan.
Bırak kalsın!
Ahvali anlatamayı…
Bırak kalsın tarifi noksan lisanları,
Gerçeğin paslı gölgesinde.
Ve kırılsın kalem!
Gerek yok artık gürültülü hecelere;
Bu ahval kalsın
Sükût ile vakt-i sehere
Kullandığınız eski kelimeler, aslında günümüzde genellikle karşımıza çıkan kelimeler ya da anlaşılan kelimeler. Bu durum şiire hem sağlam bir yapı hem de açık bir anlatım sağlamış. Anlatmak istediğiniz şey için aslında çok şey anlatmışsınız. İmgeleri ve eski kelimeleri kullandığınız noktalar bence çok yerinde bir anlatımı sağlamış. Defalarca okunabilecek bir şiir, insanın sıkılabilme ihtimali bence çok düşük bir yüzdelikte. Çok beğendim. Kaleminize, emeğinize sağlık.