İSİMSİZ
ismimi çaldılar benim anne,
bir ağacın sessizliğinde, bir gölün durgunluğunda çaldılar ismimi.
hatırlamaz anne kimse isimsizleri,
taht kurmalarına rağmen binlerce ruhta,
günler geçer,
güneşler ölürken bir hiç olurlar insanların aklında,
unutma beni anne.
bak bir yüzüme, kimim ben?
bir parça mı vücudundan kopan,
yoksa bir yabancı mı gözü korku dolu?
dikenlerime rağmen bağrına bastığın,
güzel gülündüm senin,
her kırmızıda beni ararken sen.
bir çocuğun ağlaması kadar saf, yağmur damlaları gibi temiz,
bir gül bahçesi kadar zarif bir ismim vardı benim,
kaba, derme çatma kapıların ardında,
soğuk bir odada kaybedene dek ismimi.
bir mektup yazıyordum sana demir parmaklıkların ardında,
son kez gör diye ismimi, kokla diye,
duy diye oğlunu son defa, o sıcaklığı hisset diye.
dönmek istedim tekrar o anılara,
çok istedim,
nefesinin sıcaklığı ısıtsın istedim içimi,
bana gülümsemeler, kahkahalar hediye et istedim.
bir daha oğul tadında bir söz işitemeyeceksin diye kızma bana.
denedim, yumruklar, sopalar uğruna denedim,
cehennemden çıkıp yanına, sana kavuşmayı denedim.
kaç defa yalvardım gözlerin bana değsin diye,
parmak uçların parlasın diye.
ancak beceremedim anne, ismimi koruyamadım,
kaybettim senin mirasını,
unutulmuş, yok olmuş biriyim artık,
hissedemeyeceksin beni ne bir gazetede ne bir sohbette.
yeni bir çukur kazılırken isimsizler mezarlığına,
unutma beni, ağlama lütfen anne.