Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

YÜREĞİN İKİ YARISI

YÜREĞİN İKİ YARISI
28 Ocak 2026 17:30
117
A+
A-

Koca bir çelişkidir bu hayat silsilesi;

Karanlık korkulası, hafıza silinesi…

Hatırlamak, boyunda asılı yağlı urgan;

Unutmak, zafer içinde gülümseyen kurban.

 

Bir taraf kor olup da tutuşurken sevdadan,

Diğer taraf hicranla çevrilir enden boydan.

Vuslat yağar buluttan ve karışır yağmura,

Erir usulca, erteler kendini bahara.

 

Belli olmaz işte, hayat nasıldır gerçekte;

Zifiri gece, mahpus da yatırır elbette.

Her gün ayın ışığını veremez hakeza,

Yüreğin yarısı dikenli ödül, yarısı güllü ceza.

 

Geçer deli yüreğin tüm sancıları bir gün,

Şimdilik başucumda soluklansın yılgın dün.

Elbette aydınlığa taşınır solmuş sümbül,

Bizi de bulur bir sabah, meşhur dikenli ödül.

ETİKETLER: , , ,
Ben Huriye Çil. 19 yaşındayım. Süleyman Demirel Üniversitesi 2. Sınıf Psikoloji öğrencisiyim.
YORUMLAR

  1. Volkan ÇİNİ dedi ki:

    Huriye Çil’in “Yüreğin İki Yarısı” şiiri, hayatın o kaçınılmaz zıtlıklarını ve insanın iç dünyasındaki gelgitleri çok vurucu bir dille anlatmış; hani “hatırlamak boyunda asılı yağlı urgan” demesi insanın ciğerini sızlatıyor, unutmanın ise bir zafer mi yoksa kurbanlık mı olduğu sorusuyla bizi baş başa bırakıyor. Şiirin her mısrasında o iki uçlu hayatı, hem koru hem hicranı, hem dikeni hem gülü hissetmek mümkün; sanki bir aynaya bakıyormuşuz da ruhumuzun parçalanmış hallerini görüyormuşuz gibi çok dürüst bir anlatımı var. Ama öte yandan, şiirdeki “yağlı urgan”, “hicran”, “vuslat”, “zifiri gece” gibi imgeler Divan ve Halk edebiyatından bu yana o kadar çok kullanıldı ki, şiirin o güçlü duygusuna rağmen biraz eski ve fazla tanıdık bir tat bırakıyor insanda. Özellikle “dikenli ödül” ve “güllü ceza” gibi tamlamalar yaratıcı birer zıtlık kursa da, genel yapı itibarıyla şiir bizi şaşırtmaktan ziyade bildiğimiz bir hüznün içine çekiyor. Yine de o umut dolu finali, “aydınlığa taşınan solmuş sümbül” imgesiyle insanın içini ferahlatıyor ve bu çelişkili hayatın içinde tutunacak bir dal bırakıyor.