TATMİN EDİLMEMİŞ EGO KURBANI OLMAK
Tatmin edilmemiş ego, insanın ruhsal ihtiyacının karşılanmaması ya da yanlış karşılanması durumunda oluşan ve acı veren duygusal boşluk durumudur. Bunu çoğu kişi “egosunu tatmin etmek” deyişinden bilir. Fakat burada bahsedeceğim ego, şımarıklık egosundan ziyade herkesin içinde bulunan ruhsal ihtiyaçlar anlamında. Tatmin edilmemiş ego, insan ruhundaki en büyük boşluklardan biridir. Ve bu boşluğun diğer boşluklardan (neşesizlik, mutsuzluk vs) farkı zamanında dolması gerektiğidir. Evet, tatmin edilmemiş egonun içte oluşturduğu boşluğun doğru zamanda dolması gerekir. Yoksa o boşluk giderek büyür ve zamanla kendini doldurmak için içine iyi kötü demeksizin her şeyi katar. Misal bir çocuk, küçüklüğünde takdir edilmezse ileride kendini onaylatmak için her yolu dener. Çocuğun ruhundaki o boşluk hırs ve intikam ateşiyle yanar. Küçük yaşta içinde oluşan alevli huzursuzluk, çocuk büyüdükçe büyür ve en sonunda büyük bir alev topuna dönüşür. İşte tam burada patlak verir bu. Çocuk takdir edilmediği için göğüs kafesinde oluşan patlayıcı öfkeyle her şeyi yapabilir. Ama şu da var ki hiçbir insanın tüm egoları tatmin olamaz ve herkes herkesin egosunu tatmin etmek zorunda da değil elbet. Fakat bazı kişilerin, birilerinin egosunu tatmin etmek gibi bir görevi vardır. Örneğin, anne ve baba çocuğun sevgi ve güven egosunu, öğretmeni özgüven egosunu, arkadaşı değer görme egosunu tatmin etmelidir. Ya da bunun gibi şeyler. Ama burada asıl önemli olan mevzu, içindeki tatmin edilmemiş egonun patlak verdiği anda çevrenden gelen şaşkınlık ve ayıplama hallerinin saçmalığıdır. Sana zamanında ihtiyacın olan tatmin hissini verememiş olanlar, gün gelip bunun berbat sonuçlarıyla yüzleşince sanki sen suçluymuşsun gibi yaparlar. Oysaki tüm suç onlardadır. Senin aç kalan duygularını doyurmak için yaptığın her şey sana mübah gelirken, onlara çok yanlış gelir. Bu böyledir dostum, bunu herkes yaşar. O seni garipseyenler de bunları yaşıyor ya da zamanında yaşadı. Ama senin de bazı egolarını tatmin etmen gerekir. Bu tüm insanlar için geçerlidir. Nasıl temel ihtiyaçlar yaşamsalsa temel ego tatminleri de yaşamsaldır. O boşluklar “doğru şekilde” dolmadan sen kendini bulamazsın. Herkesin olmaya çalıştığı özgüvenli ve kendini bilen, kendine değer veren kişiye ulaşamazsın. O boşluğu her zaman sana o an mantıklı gelen ama aslında özünle hiç uyuşmayan, lüzumsuz, geçici ve sonrasında kendine yakışmadığını hissettirerek kendine saygının azalmasına yol açacak şeylerle doldurmaya çalışırsın. Ve en sonunda bakarsın ki o boşluk eskisinden de kötü bir hal almış. Bu yüzden elinden geldiğince doğru şekilde doldurmalısın o boşlukları. Ve şunu bil ki bir insan, içindeki boşlukları en iyi kendi doldurur. Hayır şu demek değil bu, bir çocuk kendi egosunu kendi tatmin etmeli. Benim demek istediğim, zamanında sana verilmemiş olan ruhsal doyumu bunun farkına varınca kendin sağlayabileceğin. Evet, bazı durumlarda bu o kadar acı ve iç yakıcıdır ki, “tatmin edilmemiş egolarımın kurbanı oldum” dersin. Ama olan olmuştur artık. Eğer daha fazla içindeki boşlukların, eksikliklerin, tamamlanmamışlıkların verdiği acı, keder ve kasvetle yaşamak istemiyorsan kendi egolarını kendin tatmin etmelisin. Ve bence bunun için en iyi başlangıç “kendini sevmek”tir. Çok ama çok klişe olan bu söz klişe olduğundan daha fazla değer ve önem taşır. Ve eğer kendini seversen zamanla görürsün ki içindeki tüm eksiklikler birer birer dolmuş.
İnsan yaradılışından bu yana o boşluğu doldurmayı başarabilmiş değil. Toplumda çok nadir insanlar bunu başarabilmiştir. Ego her ne kadar toplumda kötü olarak addedilse de bence bir yerde gerekli olan bir davranıştır. Ego diğer insanlara sınır çizer. Seni bir çok kötü durumdan muaf tutar. Elbetteki genel olarak değil. Mesela insanın kendini fazla sevmesi de bir ego örneğidir. Kendini fazla sevmek insanların seni ihtiyacı düştükçe sevmesinden korur. Çünkü kendini seven bir insan başkalarının onu sevmesine pek de ihtiyaç duymaz. Bu sebeptendir ki menfaat ve sahte düşüncesi olan insanlara nazaran bir zırh görevi görür. Bu elbette ki benim kendi görüşüm. Esrer konusuna gelince yazınızı beğendim ve gayette açıklayıcı olmuş. Ama gek gelelim ego konusunda ünlü yazar, aydın, düşünür ve filozoflardanda bu görüş hakkında örnekler verseniz daha da iyi olabilirdi. Yazınız biraz daha evrensellik kazanabilirdi.
Metni okurken, ele aldığınız konunun ne kadar insana dair ve gerçek olduğunu sık sık düşündüm. “Tatmin edilmemiş ego” kavramını şımarıklık değil, ruhsal bir ihtiyaç olarak açıklamanız bana oldukça anlamlı geldi. Özellikle çocuklukta karşılanmayan duygusal ihtiyaçların ileride nasıl davranışlara dönüştüğünü anlatmanız metne güçlü bir psikolojik derinlik katmış. Anlatımınızın samimi ve konuşur gibi olması da metni daha içten kılıyor. Ancak yer yer aynı düşüncenin benzer cümlelerle tekrar edilmesi ve “ego” kavramının farklı anlamlarda kullanılması, düşüncenin biraz dağılmasına neden olmuş gibi hissettim. Buna rağmen, metnin sonunda sunduğunuz “kendini sevmek” vurgusu, yazıyı umutlu ve toparlayıcı bir noktaya taşıyor. Kaleminize sağlık.
Yazınızı çok beğendim. Benim için ufuk açıcı oldu. Kendini sevme işini sanırım çoğumuz başaramıyoruz. Kaleminize sağlık
Tatmin edilmemiş ego; aslında bizim fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan ihtiyaçlarımızın doyurulmasıdır. Freud, küçük yaşlardan itibaren tatmin eden şekilde yeterli düzeyde doyurulmamış olan ihtiyaçlarımızın ileriki yaşlarda olumsuz kişilik oluşumlarına sebebiyet vereceğini belirtmektedir. Bu noktadan bakıldığında tatmin edilmemiş her ego, aslında bizim hayatımızda yaşadığımız veya yaşayabileceğimiz olumsuz duygu, davranış, durum vb. noktanın temelini oluşturmakta. Ego, toplumumuzda olumsuz ve saçma bir kavram olarak nitelendirilse de aslında karakter ve kişilik gelişimi noktasında çok önemli bir kavram. Kişinin kendi sınırlarının ne olduğunu bilip bu sınırları kendisinde bulundurmak istemesi ve o sınırları kendisi için zorlaması, ulaşmak istemesi aslına bakıldığında çok güzel ve gerekli bir durumdur. Yazınızı çok başarılı buldum. Kaleminize, emeğinize sağlık.