Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

BÜYÜKLERE MASALLAR – KADIN HÜKÜMDAR

BÜYÜKLERE MASALLAR – KADIN HÜKÜMDAR
12 Ocak 2026 13:48 | Son Güncellenme: 16 Ocak 2026 18:28
188
A+
A-

Bir varmış bir yokmuş… Zamanın birinde, dünyanın uzak bir köşesinde hüküm süren bir ülke varmış. Gösterişten uzak bu ülke de her zaman sessizlik ve huzur hakimmiş. Diğer ülkelerin çoğu burayı bilmezlermiş bile, ticaret için gelen birkaç kervan haricinde…

Ülkenin hükümdarlığı babadan oğula geçen bir yönetime sahipmiş. Hükümdarlığı devam ettiren kralların karakterleri birbirine hep benzermiş. Hepsi barışçıl, sakin, çalışkan ve zeki adamlarmış. Savaşa meyilli olmadıkları için kendilerini koruyacak kadar asker ve silahlarıyla mümkün olduğunca diğer ülkelerin siyasetinden uzak dururlarmış. Kendi kısıtlı topraklarında, kısıtlı imkanlarla, kendi kendilerine yeterek, çalışarak, üreterek, huzur içinde yaşamaya gayret gösteren bir halkı varmış. Bu ülkede; çok nadir suç işlenir, çok az mahkeme kurulurmuş.

Şu anki hükümdar yıllarca ülkesini barış ve huzur içinde yönetmiş fakat artık iyice yaşlanmıştır. Tek eşinden olan üç kız ve bir oğlu varmış. Tahta geçecek olan evladı belli olsa da hükümdarın bu durum pek aklına yatmazmış.  Oğlu kendisi gibi değilmiş, hırslı, şımarık ve zevk düşkünü biriymiş. Kraliyet tarihinde hiçbir hükümdar bu karakterde olmamış. Oğlu başa geçerse, ülkenin huzur ve sakinliğini koruyamayacağını düşünür halkı için endişelenirmiş.

Bu endişesini hayatta en çok güvendiği insan olan ve çok sevdiği eşine anlatmış. Eşi de aynı şeyleri düşündüğünü, oğlunun bu ülke için uygun bir yönetici olamayacağını söylemiş. Bunu duyan hükümdar eşine aklındaki diğer düşünceyi de açıklamış. Ortanca kızının bu iş için en uygun aday olduğunu düşünüyormuş. Hükümdarın ortanca kızı, babasına her yönden çok benzermiş. Zeki, çalışkan, mantıklı kararlar verebilen, ayrıca oturaklı, gösterişi sevmeyen, sakin ve sabırlı bir yapısı varmış. Eşi yine her zamanki gibi onun en doğru kararı verdiğini söylemiş ama büyük bir problem varmış… Bu ülkede daha önce hiç kadın hükümdar olmamış. Halkın buna tepki göstereceği, huzurla yönetilen ülkenin huzurunun kaçacağını düşünüyorlarmış.  Ayrıca oğlu da bunu kabullenmez, ülkede karışıklık çıkarabilirmiş. Hükümdar bu durumu günlerce düşünmüş… En sonunda şöyle bir yol izlemeye karar vermiş.  Hırslı, sabırsız ve meraklı oğlunu yeni yerler görmesi, maceralara atılabilmesi ve kendine bir eş seçebilmesi için diğer ülkelere gitmeye teşvik edecekmiş. Böylece oğlu ülkeden uzaklaştığında, görevi bırakmak istediğini, oğlu da ülkede olmadığı için kızını geçici olarak hükümdar ilan ettiğini duyuracakmış.

Bu niyetini kızına da söylemiş, o da çok sevinmekle beraber hem halkın kabul etmemesinden hem de kardeşinin kendisine düşman olmasından korkuyormuş. Babası, her şeyi halledeceğine, oğlunu da kırmadan bu işi çözeceğine dair söz vermiş. İlk yapacağı şey önce oğlunu ikna edip, “ki bu hiç zor olmamış” gerçek aşkın ve maceranın peşinden koşması için onu ülke dışına seyahate göndermiş. Sonra da halkın tepkisini ölçmek için bu söylentinin yayılmasını sağlamış.

İnsanlar, hükümdarın görevi bırakacağını, oğlunun ülke dışında olduğu için ortanca kızın yönetim başına geçeceğini kulaktan kulağa fısıldamışlar. Tepkiler çığ gibi büyümeye başlamış. Halkın arasında tebdil-i kıyafet gezen hükümdar halkın yorumlarını duyuyormuş. Halk resmen “Kadından hükümdar olmaz” diyenlerle “ülkeyi en iyi kadın yönetir” diyenler olarak ikiye ayrılmış. Ve tabii ki “kadından hükümdar olmaz” diyen grup çoğunluktaymış. Huzur içinde yaşayan halkın, birkaç gün içinde huzuru kaçmış, insanlar birbiriyle tartışıp, kavga eder hale gelmişler.

Hükümdar bakmış ki; bu belirsizlik halkını daha da tedirgin ediyor, verdiği kararı onların karşı çıkamayacağı şekilde açıklamaya karar vermiş. Bir sabah halkının toplamış ve demiş ki;

“Ey benim zeki, çalışkan ve sadık dostlarım! Bugün sizi, ülkemizde olacak yönetim değişikliğini açıklamak için toplamış bulunmaktayım. Biliyorsunuz ki iyice yaşlandım ve artık biraz dinlenmeye ihtiyacım var.  Ülke yönetimini oğluma devretmek isterdim fakat o başka ülkelerde, macera peşinde koşmak için seyahate çıktı. Ne zaman geleceğini ancak Tanrı bilir. Bu yüzden, yönetimi geçici olarak ortanca kızıma bırakıyorum. Onu çok iyi yetiştirdim, size layık bir yönetici olacağından hiç şüpheniz olmasın. Oğlum döndüğünde, tekrar değerlendirmek üzere şu anki hükümdarınız canım kızımı size takdim etmek istiyorum.

Bu karardan halkın çoğunluğu memnun olmamış.  Fakat “geçici” ibaresi “kadından hükümdar olmaz” diyenlerin tepkilerini söndürüyormuş. Hükümdarın bu taktiği; halkın huzurlu yapısını bozmamak ve zamanla kızının bu iş için en uygun evladı olduğunu kanıtlamak istediği içinmiş. Gerçekten de öyle olmuş.  Yeni hükümdarları onlarla erkeklerden daha fazla ilgilenmiş, halkın her kesimi ile mükemmel bir uyum sağlamış. Bunu görenler, özellikle “kadından hükümdar olmaz” diyen grup, hatalarını anlayıp yeni hükümdarlarına gönülden hizmet etmişler. Ülkede huzur yeniden sağlanmış.

Birkaç sene sonra, yanında çok güzel bir kadın ve bir kız çocuğu ile hükümdarın oğlu çıkagelmiş. Bakmış ki her şey eskisinden daha güzel, kardeşinin bu işi mükemmel bir şekilde yürüttüğünü gördüğünden, devlet yönetiminin başında olmaktansa, kardeşine yardımcı olmak ve her türlü desteği sağlamak için, kendi taht hakkından vazgeçmiş ve yeni hükümdarın geçiciliği resmen son bulmuş.

Babasının böyle bir şeyi neden yaptığını çok iyi anlamış ve hak vermiş. Kızmamış, kırılmamış, sadece elinden öpüp “Sen çok zeki bir adamsın baba. Sana ve kardeşime saygı duyuyorum” diyerek yönetimde ikinci adam olmayı kabullenmiş. Yıllarca kardeşine hem yardımcı hem danışman olmuş. İki kardeş el ele verip yıllarca ülkeyi huzur ve refah içinde yönetmişler.

Ve ilk kadın hükümdar yaşlandığında, ülkeyi en az kendisi gibi zeki, kararlı, barışçıl ve ülke yönetimini çok iyi bilen, erkek kardeşinin kızına devretmiş…

Elif ÇEPEL

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunuyum ve erken yaşta mesleğe başladım. Sağlık sektöründe olmama rağmen içimdeki edebiyat aşkı hiç ölmedi. Lisansımı Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü ile yaptım. Okulu bitirdikten sonra edebiyat ile ilgili bir projede yer almadım. Yıllar sonra Kor Dergisi ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş olacağım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.