8 Temmuz 2026, 21:14:11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 29°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
29°C
Parçalı Bulutlu
Per 30°C
Cum 27°C
Cts 29°C
Paz 30°C

DEDEM

DEDEM
8 Temmuz 2026 13:07
35
A+
A-

Nenemin daha dün serdiği yumuşacık çarşafın içinde uyanıyorum güne. Çilli’nin ikinci ötüşünü babamın ya sabır çekişi tamamlıyor. Sabun kokusunu içime çekerek dönüp babama bakıyorum. “Şimdi değil ama yarın da böyle yaparsa akşama horoz yeriz.” diyor babam. İkimiz de yapamayacağını biliyoruz ama günün aydığını bildiren konuşmamız bu bizim. Gülümseyerek kalkıyorum yerimden.

Ayaklarım, sabah serini değmiş koridora adım attığı an mutfaktan gelen terlik tıkırtısını duyuyorum. Nenem bu sabah da horozdan evvel uyanmış belli. Ne ara kalkmış, yıkanmış, en önemlisi aymış da gelmiş hamur teknesinin başına bilmem. Bir yandan bana bakıp bir yandan da hamurları ardı ardına topaklıyor. Ellerinin hamurunu silmeden koşup kucaklıyor beni, elleri üstüme değmeden. Yoksa sonra dellenir de tat tuz bırakmaz evde. Tadı tuzu da yanıma alıp bahçeye çıkıyorum.

Dedem dirseklerinden damlayan suyu kurularken yüzüme bakıyor, tek kelime etmiş değiliz. Evvela abdestini alırken ettiği duanın bitmesini beklemem gerek. Sonra koşarak yanına gidiyorum. Sarılıp buz gibi göze suyunun yüzünde bıraktığı serinliğe yanağımı yaslıyorum. Dünyadaki bütün dedeler mi böyle kokar, böyle içten sarılır, böyle salt sevgiyle bakar, böyle neşeli olur bilmiyorum.

Dedem beni kucağına alıp bahçede kurduğu salıncağa koyar. Ben hafif hafif sallanırken o da çardakta, dokunmama sadece dedemin izin verdiği kitabını okur. Ağacı, gökyüzünü, kuşları izlerim. Gözüm yarın tepside olma ihtimali olan horozumuza takılır. Sonra mutfakta işlerini kolaylamış nenem beni yerimden alır ve tertemiz bir kız olana kadar yüyüp yıkar. Bakışında yine aynı şeyi görürüm: “Ne olacak bu çocuk?” Herkeste okurum bunu ama kimse dile getirmez. Dedemden korkarlar çünkü.

Dünyadaki bütün dedeler mi korumacı olur, bilmiyorum. Benim dedem hep severdi beni ama o günden beri korumasını da artırdı. Belki de o gittiğinde konuşmayı bıraktığım kadının yine geleceğine ve benim hayata kaldığım yerden devam edeceğime olan inancından, belki de hiç umudu kalmadığından.

ETİKETLER: , , ,
Hayat telaşı içinde yazma hayallerimi rafa kaldırmıştım fakat Hatice Dökmen ile karşılaşınca içimdeki yazma ateşi alevlendi. Zeynep Kahraman Füzun’dan yazarlık atölyesi aldım(2025). Daha sonra Hatice Dökmen’den üç atölye aldım(2025-2026). Başlangıç seviyesinde yazarlığa alışırken ileri seviyede kalemimi kuvvetlendirme fırsatı buldum.  Eserlerimle Kibele Kültür ve Sanat Dergisi’nin sitesinde yer bulup e-dergide yer alma fırsatı buldum. Aynı zamanda 8,10 ve 11. Matbu sayılarında yer aldım. Müsvedde Dergisi’nin 2. Sayısında yer aldım. Edebi Dergi’nin  49. sayısında yer aldım(Haziran 2026). Hâlihazırda Mustafa Hekimoğlu’ndan editörlük dersleri almaktayım. Derleme bir kitap olan İçimde Kalan Cümleler kitabında yer almaktayım. Bunun dışında hazırlık sürecinde bulunan iki derlemede daha yer alacağım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.