İLACI VARMAK OLMAYANLAR
Bazı yolculuklar vardır…
Bir yere varmak için çıkılmayan yolculuklar…
İnsan biraz kendinden uzaklaşmak, biraz da kendi özünü keşfetmek için yola çıkar.
Cam kenarında otururken izlediği şeyler manzara değildir çoğu zaman. İçinden geçen düşünceleri izler o camın buğusunda. Çünkü insan en çok yolculuklarda susar. O sessizlikte kendi iç sesiyle konuşmayı öğrenir.
Trenlerin, otobüslerin, uzun yolların ayrı bir hüznü vardır. Hele de gece yolculuklarının…
Herkes uykunun kollarına teslim olmuşken senin gözlerin uzaklara dalar gider. Yol uzadıkça düşünceler daha da derinleşir. Geçmiş kayıplar, yarım kalmış sevdalar, söylenememiş cümleler…
Yolculuklar biraz da vedalaşmaktır aslında.
Bir terminalin kalabalığında havada kalmış eller…
Arkada küçülerek kaybolan sokaklar…
Camda yansıyan yorgun yüzün…
İnsan o an anlıyor; bazı ayrılıklar bağırarak olmaz. Kimse gözyaşı dökmez. Ama insanın içindeki bir yer uzun süre sessizliğe hapsolur.
Yolların en garip yanı da şudur:
Bir durakta binen kişiyle inen kişinin artık aynı kişi olmamasıdır. O kişi artık bakış açısını, kararlarını değiştirmiş, kalbini onarmıştır.
Çünkü yol denilen şey sadece kilometrelerden ibaret değildir. İçinden geçen acılar, pişmanlıklar, özlemler ve gözyaşları da seninle birlikte başka bir yere taşınır.
Bazen çocukluğumuzu hatırlarız yolculuk sırasında.
O zamanlar yolculuklar heyecan doluydu. Camdan görünen arabaları sayardık birer birer. Camın buğusuna hayallerimizi bırakırdık usulca.
Şimdi büyüdük.
Arabaları saymayı bıraktık önce sessizce. Kaybettiklerimizi, sustuklarımızı ve geç kalmışlıklarımızı saymaya başladık birer birer.
Bir de mola yerleri vardır tabii…
Herkes sıcak bir çay almak için inerken sen gökyüzüne bakıp derin bir nefes alırsın. O an anlarsın kalabalığın içinde yalnız olmanın ne demek olduğunu.
İnsan hiç görmediği bir şehrin ışıklarına bakıp nasıl hüzün damlatır kalbine?
Neden geçip giden yollar ona mazisini hatırlatır?
Bütün bunların cevabı aslında çok basittir:
İnsan nereye giderse gitsin, yüreğini de yanında taşır. Bazen bir bavulda, bazen de kalbinin sızısında…
Belki de bu yüzden bazı insanlar sürekli yolculuğa çıkmak ister. Üstelik gitmek için değil…
Devam edebilmek için, kalabilmek için, unutup toparlanmak için…
En çok da yeniden başlayabilmek için…
Her yolculuğun sonu bir varış noktasına ulaşır. Ama insan aslında hiçbir yere tam anlamıyla varamaz. İçinde hep eksik bir durak vardır.
Belki yaşayamamış olduğu bir çocukluk,
belki kavuşamadığı bir yar,
belki de bir daha asla geri dönemeyeceği günler…
“Her insan biraz yoldur aslında;
Kimi yarım kalmış bir vedaya, kimi hiç dinmeyen bir özleme çıkar.”