ERBAİN SOKAĞI
Gökyüzünün kasvetini gizleme ey göz!
Çekilip bir tepede izleme ey göz!
Taif’in taşları utanıyor gülmeye,
Parça parça yelteniyor ölmeye.
Alçakta kumlar, önde fil;
Tavaf ederken Kâbe’yi Ebabil.
Nam kurur, saltanat yıkılır;
Küle rüzgâr sıkılır.
Kandilleri yakın, davet var;
Güller bırakın, şehadet var.
Ak, karadan ayrıldı; zuhur ve ikindi,
Ellerinde sancaklar var şimdi.
Eşhedü! Şehadet vaktidir, uyanın!
Uyanın ve yanın!
Uyandırın tufanı, uçurumu bileyin;
Dava-i İslam için cennet dileyin.
Yıkayın dilinizi, elinizi, kalbinizi;
Ölüm paklayacaksa bizi.
Gemileri de yakın, denizleri de,
Yelkeni kusurlu sisleri de.
Ardı sıra yürüyün; korkun, korku verin!
Cesaretli kılar ancak Allah korkusu er’i.
Delilerden için son yudum suyunuzu,
Taşlayın karanlık kuyunuzu.
Yırtın perdeleri, güneş doğdu doğacak;
Ey İslam süvarileri, ölüm sizi duyacak!
Saf tutun ve bekleyin Uhud’un eteğinde,
Ölüm hoştur erlerin gönül peteğinde.
Sulayın çiçekleri, süsleyin Hira’nızı;
Helalleşin dostlarım, kılın namazınızı.
Çağırın meydanları, tozlar ile gelsinler;
Yazlar ile, azlar ile, izler ile gelsinler.
Uzaktan geliyor, duyun; bu tekbir sesi,
Uyandırın uyuyanları, sanki cennet kasidesi.
Hürmet ile karşılayın; edep ile, ar ile,
Aydınlık mevsiminde taze bir bahar ile.