21 Nisan 2026, 18:32:49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Az Bulutlu
Afyon
14°C
Az Bulutlu
Sal 17°C
Çar 18°C
Per 6°C
Cum 12°C

BİTMEYEN MAFYACILIK

BİTMEYEN MAFYACILIK
17 Şubat 2026 11:12
729
A+
A-

Sigorta şirketinin vazgeçilebilir mühendislerinden biri olan Fehmi, risk analizi gerçekleştirmek üzere Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan ve plastik sektöründe faaliyet yürüten fabrikaya gelmişti. Kapı güvenliğinden geçtikten sonra enjeksiyon makinelerinin yaydığı granül kokularıyla birlikte muhasebenin bulunduğu kata çıktı. Kat içerisinde daha önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiği muhasebe uzmanının yanına gitti ve analizini yapmak üzere birkaç soru sordu. Sorulara aldığı yetersiz cevaplardan dolayı suratı asılan Fehmi, yanına verilen bir personelle birlikte başta yangın sistemleri olmak üzere saha kontrollerine başladı. Yangın pompasının bulunduğu oda bodrum kattaydı. Yatay şekilde konumlandırılan kapıyı açtıktan sonra demir merdivenlerden aşağıya doğru burnunu kapatarak indi ve karşısında hayatı boyunca unutamayacağına emin olduğu bir manzara vardı. Pompa grubunun yanında olan cesedi gördükten sonra midesi bulanan Fehmi hemen oradan ayrılmak istedi. Yukarıdan gözetleyen diğer personel durumu fark edince pompa dairesine panikle indi. Gördüğü cesede soğukkanlı şekilde yaklaşan eleman, Fehmi’yi de alarak yukarı çıktı. Birkaç kişiyle görüşülmesinin ardından patronun yanına çıkarılmasına karar verilen Fehmi on dakika içerisinde kendisini patronun odasında buldu.

Baba: Ne yapmış bu? Bizim elemanlardan mı?

Fehmi: Ben söyleyeyim efendim, sigorta şirketinden geliyorum. Teminatınızı yenilemeden önce risk analizi yapmak için sahada gezerken yangın pompa odanıza girdim. İçeride de ceset gördüm. Hepsi bu. Senin elemanlar olayı büyüttüler, aldılar beni yanına çıkardılar. Hayır, sen mafya babasısın. Pardon iş insanısın. Patronsun belli. Hatta saygın bir iş adamısındır muhtemelen ama kaç kere dedim gerek yok, ben gördüklerimi unutmam, dayanamam gider birilerine anlatırım diye. Doğal olarak seninkiler bana güvenmediler (afallar). Bir dakika, ters söylemişim. Tamam haklılar buraya getirmekte.

Baba: Kimsin sen ve ne gördün orada?

Fehmi: Tuzak soru bu. Ne görmesi abi, kim görecek bu saatten sonra Allah aşkına? (Güler ve babanın da güldüğünü görür) Repliği tanıdın herhalde mafya patronu abi. Şimdi buna güldüğüne göre yumuşak kalpli bir insan olduğunu düşüneceğim, tıpkı günümüz Türk dizilerindeki gibi. Yumuşak kalplisin ama insan öldürürsün, şefkatlisin ama birilerinin malına konarsın, anlayışlısın ama kendi ailenden başkasını anlamazsın… Yanlış anlama, sen öylesin diye demiyorum. Hep dizilerden aklımda kalmış.

Baba: Eleştiriyorsun ama belli ki izlemişsin, bu kadar detay bildiğine göre.

Fehmi: İzlememek mümkün mü? Hangi kanalı açsam bir mafya dizisi: kara para aklanır, uyuşturucu ticareti yapılır, yeğeni korumak için kardeşin karısıyla evlenilir… Bunların reytinglerde birinci gelmesi de ayrı bir ironi ama neyse, ne zaman vuracaksınız beni?

Baba: Patronuz diye hemen vuracak ya da dinlemeyecek değiliz, sen ne gördün onu söyle?

Fehmi: Sayın iş insanı, büyük mafya abi. En başta dedim ya ceset gördüm diye. Gördük işte, yatıyordu yerde. Belli ki unutmuşsunuz, pompa odasındaki kokudan anlamalıydım, girmemeliydim oraya. Hadi ben işime âşığım yangın pompa odasını görmeden şirkete dönemem ama yanımdaki elemanınız hiç mi bilmez, hiç mi uyarmaz? Valla böyle alık insanlarla çalışırsan yakında sana ihanet eden çok çıkar. Nereden bileceksin diyebilirsin ama yine dizilerimizin sahnelerinden… Her neyse, eğer detaylı olarak soruyorsan bizim analizlerimizin bir parçası yangın pompaları. Onların aktif olup olmadıklarını, bakımlarını, çalışma durumlarını kontrol etmemiz gerekiyor. He çok mu önemli diye sorarsan aslında değil, yani sizin işlere göre değildir. Sizin işlerde insan öldürmek birinci sırada gelir. Bizim işlerde insanları korumak, onların güvenliğini sağlamak…

Baba: Polis misin yoksa? Kimliğine baktınız mı?

Fehmi (yine araya girerek): Abi, sigorta şirketinde çalışan kaç tane polis gördün sen? Görev icabı sizin yaptıklarınızı açığa çıkarmak için gizli polis olduğumu düşünüyorsanız Arka Sokaklar dizisini fazla izlemişsiniz demektir. Ayrıca sana o kadar şey söyledim, gittin son dediğime takıldın. Mafyalar başı değil sonu sever, aldım mesajını. Ayrıca abi bak, dizilerde mafya acımasız ve intikam peşinde. Dur tahmin edeyim, sen bu mafyacılığa ailenin öldürülmesiyle başladın değil mi? Birileri kıydı ailene, sen de yemin ettin intikam alacağım diye. Ne hikmetse gittin bir mafyanın yanına girdin, en has adamı oldun, hayatta kaldın, vurdun, kırdın, en sonunda onun yerine geçtin, güç senin elinde oldu, intikamını da aldın. Sonra dedin ki bu işte güzel para var, itibar var, fabrika kurdun ve yaptıklarını meşrulaştırdın.

Baba: Senin birilerinin adamı olduğun, bir yerlerden geldiğin belli oldu.

Fehmi: Abi, şirketin genel müdürünün adamı falan değilim ya. Valla dümdüz mühendisim. İşimi yapmaya geldim ama herhalde attıklarım, pardon söylediklerim tuttu. Hep bu mafya dizilerinin kurgularından senin hayatını kurguladığım için oldu bunlar. Mantıken intikam peşinde koşmuşsundur yani abi. Ya birileri sevdiğini aldı elinden ya da topraklarınızdan gönderildiniz, sonra geri döndünüz vs. klişe şeyler. Bu arada söylemeden edemeyeceğim, Cennet Mahallesi’ndeki Muhtar Muharrem’e çok benziyorsun abi. Böyle biraz topalak, kafa kel falan. Aa bak! Akasya Durağı’nda Duran vardı Duran, Usman Aga’nın bacanağı. Ona da benziyorsun vallahi.

Baba: İkisini aynı kişi oynamadı mı zaten?

Fehmi: Bak, bak, babaya bak sen. Demek ikisini de izledin abi, karakterleri şıp diye oturttun. Cennet Mahallesi, Akasya Durağı izleyen mafya mı olur? Gerçi insanlar olmak istediklerini ya da bulmak istediklerini izler, günümüzde herkes bu yüzden mafya dizilerine sarmış. Sebebi belli: para kazanmak, daha da ötesinde güçlü olup birilerine hükmetmek veya zulmetmek… Sen bu eski dizileri izlediğine göre biraz aile sıcaklığı, biraz komedi, biraz normal hayat, biraz da sıradanlık arıyor gibisin. Haksız da sayılmazsın; her günün olaylı, düşmanlı, kanlı, bıçaklı ve ölümlü… Ayşen Gruda’yı bilirsin mafya baba. Yeşilçam’ın unutulmazlarından. O birkaç yıl önce Güldür Güldür’ün 118. bölümüne konuk olarak çıktı ve Yeşilçam’ın aile temasını anlattı. Aile ile izlenebilen o filmlerdeki samimiyet, içtenlik, doğallık ve hepsinin bir arada toplandığı iyilik kavramlarını ele aldı. O zamandan bu zamana çok şey değişti, gelişti ama çocuğun çocuğu katledecek hâle gelmesini ben bir türlü anlayamıyorum. Haberlerde, gazetelerde, artık gündelik hayatın her yerinde katledilen insanlar görmekten hem sıkıldık hem de bıktık. Yani en azından ben öyleyim. Bunların üzerine mafya dizileri arttı, gündüz kuşağı programlarında kriminal olaylara yer verildi, şiddet yaygınlaştırıldı hatta normalleştirildi ve tamamı beynimize daha kolay girmeye başladı. Bak ben kalkmış buraya işimi yapmaya gelmişim, pompa odanda ceset görmüşüm ama hiç şaşırmamışım. Hatta karşında oturup sana bunları anlatıyorum, geveze biri de değilim öyle algılama. Bu işlerin içinden gelen birisin ve ben bu yüzden korkusuzca bunları sana söylüyorum. Beni öldürebilirsin -ki muhtemelen öyle yapacaksın- senin için mesele kimi öldürdüğün değil niye öldürdüğün… Bu sözü de diziden aldım (gülerek) ama ben izlemedim, mecbur bırakıldım. Mecbur bırakılmak deyince senin aklına silah dayamak vs. gelir lügat gereği ama öyle değil. Ev arkadaşım seviyor böyle dizileri, o açınca ben de kulak misafiri olmak zorunda kalıyorum.

Baba: Kafan farklı çalışıyor, belli ki bizim âleme dolmuşsun. Bizimle çalışmak ister misin?

Fehmi: Sana patron değil de baba demek isterdim, mafya babasındaki gibi değil. Böyle sanki kızın varmış da ben ona talip olmuşum da sana kayınbaba diyormuşum gibi. Dizilerdeki klişelerden biri de buydu: mafya babasının kızının hayatına giren masum ama şerefli, onurlu ve nedense paraya sıkışan veya suça zorla karışan erkek rolü… Teklifinizi kabul edersem bu klişenin gerçek hayatta uygulanmasına sebep olacağım, sırf bu yüzden kabul edemem. Abi, senin vurmaya da niyetin yok herhalde beni.

Baba: Yok, karşıma böyle… (duraksar)

Fehmi: Dur ben tamamlayayım. Karşına benim gibi cesur, korkusuz, dürüst ve mert bir delikanlı çıkmamıştı değil mi? Sana kimse bunları söyleme cüretinde bulunamazdı değil mi? Hatta biraz daha ileri gideyim, sana bugüne kadar şerefsiz diyen olmamıştır. Nasıl olsun zaten? Ama beni öldüren şerefsizdir, hadi öldür bakalım görelim.

Baba (ufak bir tebessümle): Bu, çocukluğumuzda yaptığımız “Şuraya koşmayan şerefsizdir.” anılarımı hatırlattı.

Fehmi: Yav reis, başkan, müdür, patron; artık her kimsen. Madem içinde böyle bir çocuk var, madem bu güzel anılar gelince yüzünde tebessüm oluşuyor; ne diye girdin bu işlere? Popülizmin odağında olan mafyacılığa niye direnmedin de yenik düştün? Bak bana, bak bak bana bak. Benim de ailem öldü. Anasız, babasız kaldım ama intikam peşine düşüp yakıp yıkmak yerine şerefimle yaşamayı; üç kuruş maaşla yollarda, fabrikalarda olmayı seçtim. Çünkü bir gün bir yerde şerefsiz olarak ölmektense şerefimle durup bir şerefsiz tarafından öldürülmeyi yeğlerim. Yani burada yine size sanki şerefsiz demiş gibi oldum, eğer öyle anlaşıldıysa affola…

Baba: Şansını fazla zorluyorsun da neden bu kadar ölmek istediğini anlamadım.

Fehmi: Yav arkadaş; mafyanın iş bilmeyenine, zeki olmayanına, tahmin yeteneğini kaybetmiş olanına denk geldik. Hay şansıma… Sen beni öldür bitsin artık bu çile. Zaten dizilerde de böyle olur; masum olan ölür, güçlüler bakidir…

Baba: Peki, seni öldüreceğim ama bana neden ölmek istediğini söyle.

Fehmi: Ya, ben sana sebebini söylersem sen öldürmekten vazgeçersin. Dizilerde de akış değişmez, yıllarca her yerin altını üstüne getiren mafya babaları bir anda merhametli olurlar. İlave olarak dikkatimi çekti, “Seni söz veriyorum öldüreceğim.” demedin. Yani söz vermedin çünkü mafyanın söylediği cümleye “söz veriyorum” eklemesi yapmasına ihtiyacı yok, mafyanın sözü zaten sözdür değil mi? Sebebini söyleme konusuna tekrar gelirsek öyle bir şey olmayacak. Bugün sen öldürmezsen yarın başka bir fabrikada ölürüm belki, ne de olsa buralarda mafya da mafyacılık da bitmez… Bak bir şey daha fark ettim, normalde mafyalar çok konuşmaz ve icraata geçer. Sen hem konuşmuyorsun hem de uygulamıyorsun. Herhalde alt seviye mafyasınız ya da örgütsünüz ya da daha nazik söyleyeyim, topluluksunuz.

Baba: Neyse, kâfi bu kadar. Bahçe dışına çıkarın, kafasına sıkın sonra da gömün bir yerlere.

Fehmi: Ha şöyle ya. Mafya dediğin emir verecek, dediğim dedik olacak, asacak, kesecek, yakacak, yıkacak… Ama ama bir dakika, bahçe dışı olmaz, parsel alanı içerisinde bitirin işimi lütfen.

Baba: Hasbinallah, sebep?

Fehmi: Beni burada, parsel içerisinde öldürmeniz lazım. Çalışma saatlerinde ve analiz esnasında ölmem durumunda hayat sigortam devreye girer, o devreye girince de yüklü para öderler.

Baba: Öldükten sonra para alsan ne yazar? Ölmüşsün ya sonuçta.

Fehmi: Ben de onu diyorum. Siz de bir gün öleceksiniz ya; bu hırs, bu güç, bu gösteriş, ihtişam, mal ve mülk olsa ne yazar? Her neyse, ben ölürüm ama onlar alacakları parayla iyi bir hayat sürerler…

Baba: Onlar kim?

Fehmi: Bırak onu da edebiyat tarihçisi bulsun.

Baba: Anlamadım ama her neyse. Çocuklar, götürün şunu ve talebini de itinayla yerine getirin.

Şiddeti meşrulaştıran dizilerin yerini aileyi, adaleti, empatiyi ve dayanışmayı merkezine alan yapımların alması dileğiyle…

SON

1998 yılında doğan Fahri Yiyin, lise, lisans ve yüksek lisans eğitimlerini sayısal alanlarda tamamlamış; analitik düşünmeyi merkeze alan akademik bir birikim edinmiştir. Buna paralel olarak edebiyat ve felsefeye olan ilgisi uzun yıllara dayanan yazar, farklı disiplinlerden beslenen çok yönlü bir üretim alanı oluşturmaya çaba göstermiştir. Türkiye’de dört yıl boyunca mühendis olarak çalıştıktan sonra kariyerini Dubai’de sürdürme kararı almıştır. 2023 yılında yayımlanan Ardımdan Gelenler adlı şiir kitabıyla edebiyat alanındaki birikimini somut bir esere dönüştüren Yiyin, şiir, deneme ve inceleme türlerinde kaleme aldığı yazılarını çeşitli dergi ve dijital platformlarda paylaşmıştır. Deprem ve sigorta sektörünü ele alan iki makalesi ödüle layık görülen yazarın, yangın ve risk odaklı konularda kaleme aldığı ondan fazla teknik makalesi bulunmaktadır. İyi seviyede İngilizce ve Arapça bilmekte olup, yangın içerikli bazı yazıları yurt dışı dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar, edebiyat alanındaki üretkenliğini artırmayı ve düşünsel derinliği olan metinlerle okurla daha geniş bir bağ kurmayı amaçlamaktadır.
YORUMLAR

  1. Elif Çepel dedi ki:

    Çok doğru bir noktaya değinmişsiniz. Hatta nokta değil kocaman kara bir leke. Hiç ilerleyemediğimiz dizi ve film sektörü gittikçe daha kötü bir hale geldi. İzlemeyelim desek bile her yerden karşımıza bir şekilde çıkıyor. Hadi biz yetişkinleri geçiyorum, gençlerimizin o tertemiz beyinleri şiddet ve ölüm temalarıyla kirleniyor. Bizde bunlara yeterince karşı koymayarak, olayı normalleştiriyoruz. Gelecek nesli kendi ellerimizle suça itiyoruz. İnşallah yeterince tepki verir, izlemez ve izletmezsek azalacaklar diye ümit ediyorum

  2. Anonim dedi ki:

    En sonda verdiğiniz mesaja tamamen katılıyorum, söylediklerinizin gram eksiği yok ve maalesef toplumun her kesimine bu diziler ve şiddet olayları yayılmış durumda. Kaleminize sağlık, yolunuz açık olsun.

  3. Sevda Yerinde dedi ki:

    Keyifle okudum. Filim şeridi gibi gözümde canlandı. Gündemimiz olan kirli senaryoları anlatan ve anlamlandıran değerli bir yazı olmuş. Bu konudan ben şansi olarak çok muzdaribim. Toplumu uyandırmak gerektiğini düşünüyorum. Kaleminizle buna rol örnek olmanızı tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.