LEVH İLE ŞERH ARASINDA
Kelâm elinde kapıda bekler, zatı dilsiz gammaz.
Sanar ki sırra vakıfım, sualle sınar usanmaz.
İthamı bulsa namı şerden af dilenir, utanmaz.
Uçurum aynı olsa dahi, herkes ipine cambaz.
Umudun kahve telvesiyse falın yalana doymaz.
Makamın cümle sarrafıyım, terazim yalanı tartmaz.
Kader umar kefaretimden, kararı muaf bırakmaz.
Tek binekli evliyayım, yolum diyara varmaz.
Dikeni batmadıkça gül dalında karga durmaz.
Asiliğim damak kurutsa, suyuna cennet kanmaz.
Suçu olandan şefkat esirgemekle rahmet olmaz.
Dökülse rahmet taşar sanma, kabın delikse dolmaz.
Başı bulutta olanın ayağı yerde toprak duymaz.
Şüpheyle yolda yürüyen yolcu yolunu düz bulmaz.
Bahane bastonuyla topal vicdanın taşınmaz.
Ecel canın misafiriyse zamana borçlu kalmaz.
Nefsiyle sultan olanın alnı yerde secde bulmaz.
Hakkı yük sayan omuzda hakikatim durulmaz.
Sözümse levhte bir cevherdir, her şerhte bulunmaz.
Aklım kilitli bir dolap ve her anahtar uymaz.