MÜSLÜMAN NOEL KUTLAR MI?
Çamlar kesildi, ağaçlar kesiliyor; hava kirliliği kapıda diye ayaklanan yok. Hindiler boğazlandı, hayvan haklarını konuşan yok. Hayali bir Noel Baba ve geyikleri gündemde, “inanmayın bu sadece kurgudur” diyen yok. Sizce de garip değil mi?
Bence de garip değil. Din mefhumu o kadar uzaklaşmış ki bizden, bâtıl dinlerin kırıntılarını soframıza almışız. Kendi değerlerini, kendi önderlerini unutan bir millet, düşmanların en ballı avıdır.
Bir insan Kelime-i Şehadeti dillendirdiğinde Müslüman olmakla şereflenir. Biter mi? Bitmez. Müslüman kimliğinin artık bir “boyası” vardır. Ömür sermayesini tüketirken, hangi rolde olursa olsun hayırları ve evetleri vardır. Allah’ın kendisine gönderdiği Kur’an-ı Kerim’e göre kararlar alır. Rehberi olan Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi vesellem) yolunda yürümeye gayret eder. Çünkü o, Müslümandır.
Her şey ona mubah değildir. Hayatına yasaklar gelmiştir, yaşam haritası eline verilmiştir. Helaller, haramlar, mekruhlar…
Bunlarla yaşar, bunlarla ölür. Dünya ve ahiret projesini buna göre ayarlar. Bilir ki ölüm yok oluş değil, aksine gerçek bir hayata doğuştur. Oranın sermayesi ancak dünya tarlasından kazanılır. Bu yüzden dünyayı bir ahiret yatırımı olarak görür.
İşte Müslümanlık böyle bir şeydir; amacı olan, gayesi olan, davası olan dolu dolu bir kimliktir. “Banane” demez. “Beni ilgilendirmez” demez. Her an bilinçli bir kul olma yolunda çalışır. Onun için ilim, kaybolmuş bir hazine gibidir.
Bir Müslüman, bâtıl bir dinin adetlerini yapabilir mi? Dini merasim olarak adlandırdığı günleri kutlar mı? Dosdoğru yol olarak bizlere gönderilen kitabımız Kur’an-ı Kerim’e bir soralım; bu duruma ne diyecek?
“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları veli (dost) edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Maide Suresi, 51. Ayet-i Kerime)
Allah (celle celaluhu), “zalim topluluk” olarak adlandırılan bu yapıya benzemememiz için bizleri uyarır. Ayette “benzemeyin” demiyor, “dost olmayın” diyor, dersiniz. Dostluk, arkadaşlıktan daha öte bir kavramdır. Herkesle arkadaş olunur ama herkesle dost olunmaz. Dost olmak için sevmek gerekir. İnsan sevdiğine benzemek ister.
Nitekim Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebû Dâvûd, Libâs 4)
Dolayısıyla Rabbimizin (celle celaluhu) “dost olmayın” buyruğu ile Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi vesellem) bu hadisi birlikte düşünüldüğünde, insanın kimliğini korumasının ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır.
Bu kadar açık ve net bir ayet ve hadis varken Müslüman Noel kutlar mı hiç? Dükkân süsler mi? O güne özel alışveriş yapar mı? Hediyeleşir mi? Tazim eder mi, tebrik eder mi? Eğlencelerine gider mi? Haram olan millî piyango biletini satar mı veya alır mı?