Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 6°C
Yağmurlu
Afyon
6°C
Yağmurlu
Çar 9°C
Per 9°C
Cum 8°C
Cts 12°C

KÜLÜN ALTINDA HÂLÂ SICAKLIK VAR

KÜLÜN ALTINDA HÂLÂ SICAKLIK VAR
7 Kasım 2025 10:45
196
A+
A-

İnsanın içinde bir yer vardır; kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği. Bazen biz bile dokunmaya çekiniriz oraya. Çünkü orası hem en çok yandığımız hem de en çok direndiğimiz yerdir.

Bir dönem, her şey çok parlaktı sanki. Gülüşler daha gerçek, sesler daha dolu, kalpler daha cesurdu. En azından öyle sanırdım. Sonra günler birbirine benzemeye başladı. Saatler, takvim yaprakları, şehirlerin uğultusu… Hepsi aynı akışın içinde yuvarlanıp gidiyordu. Ve biz, “alışmak” denen o sessiz esaretin içinde ufak ufak sönüyorduk.

Sönmek…

Kendi kendine olmaz bu aslında. İnsan, başkalarının dünyasına uymak için kendi ateşinden vazgeçtiğinde olur. Ben de bunu yaptım. Kendi içimde yananı kimse görmesin diye sakladım. Sakladım, susturdum, örttüm. Ta ki içimdeki alev en son gücünü verip hafif bir sıcaklığa dönüşene kadar.

Fakat bir gün, hiç beklemediğim kadar sıradan bir konuşmanın içinde, biri bana sadece şunu dedi: “Yorulmuş gibisin.”

O kadar basit bir cümleydi ki bu. Ama içimdeki küllerin arasına sessiz bir dokunuş gibi düştü. Bütün iyi cümleler böyledir zaten ; gösterişsiz, yavaş, içten. O an fark ettim: Ben aslında yanmaktan korktuğum için sönmüştüm.

Biz insanlar sanıyoruz ki yanmak acıtır. Oysa asıl acıtan şey hiç ısınamamak. Kendinden uzak yaşamak. Kalbini sessize almak. Ruhundan özür dilemek.

Çünkü insanın asıl evi, içinde hâlâ kor gibi yanan o yer. Küçük, ama gerçek. Sessiz, ama dürüst.

İçinde hâlâ sıcaklık taşıyan biri, aslında hiç kaybolmamıştır.

Bazen bir şarkıda, bazen gece penceresinden bakan bir ay ışığında, bazen kendi kendine konuşurken dilinin ucuna gelen bir kelimede hatırlarız bunu. Hani bir anlığına boğaz düğümlenir ya… işte orada, külün altından bir kıvılcım hareket eder.

Kıvılcımın anlamı şudur: “Hâlâ buradayım.”

Hepimiz, bir yerlerde yeniden yanmayı bekliyoruz. Ama bu yanış kimseye karşı değil. Ne hayata meydan okuma ne başkalarına kanıtlama isteği…

Bu, tamamen kendine dönüş.

Kendine yaklaşmak. Kendini yeniden duymak. Kendi sesinin gölgesine sığınmak.

Ve sonra yavaşça, usulca, kimseye anlatma ihtiyacı duymadan, sadece bilerek ve hissederek: İçindeki ateşi kabul etmek.

Hayat bazen soğur. İnsan bazen donar. Ama hiçbir köz tamamen ölmez.

Senin içinde o kor hâlâ var.

Bunu okuyorsan, o sıcaklık zaten kıpırdadı demektir.

Saklama. Korkma. Söndürme.

Kendi ışığından kaçma.

Ve unutma…

Dünyanın karardığını sandığın anlarda bile, kendini tamamen yalnız hissettiğinde bile, hiçbir ses kalmamış gibi olduğunda bile — içinde senin için yanmaya devam eden o küçük kor, seni hayata geri çağırmayı bekliyor. Sen yeter ki bir kez daha nefes almaya razı ol. Ateş geri döner.

Çünkü bazı ışıklar, ne kadar örtülse de asla sönmez.

Adım Büşra Akel. Ayvalıklıyım. Daha çok deneme yazısı yazıyorum. Onun dışında şiir, gezi yazısı da yazıyorum. Gezmek, yazmak ve okumak hayatımın vazgeçilmez hobileri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.