AMBULARE
Ne kadar çaresiz, ne kadar bağıran biri var karşımda;
İçi çözülmüş bir toprağın marşında,
Susmanın acı anlamını La traviata anımsatıyor:
Scrivevi?
Confusa… Sì… no.
Üzülmeyi bile unutmuş iki yabancı.
Konuşacak olan sen,
Susacak olan biz.
Issız kıtalara düşmüş gibiydik,
Öyle sığıyorduk çürümüş hayatlara:
O tremo! Oh ciel! Coraggio! Apre e legge.
Bir adım atmadan
Dehliz adıma ulaşacağını sandın.
Kurtuluşumuz kavuşma tadında bir Soave şarabı olacaktı.
Her susuz kalan ben ile biz olacaktık:
Biri söylenenin büyüsüne tutsak,
Diğeri söylenmeyenin öyküsüne susak.
1’den—
Eski âşıklar gitti,
Yeni aşklar diyarı çok uzaklarda.
Bu acemi gölgede çıplak varlıklar
Mülksüz bir araziye inatla girmek ister gibiydi.
Batıdan ve güneyden bitmeyen bir dağdı önümüz,
Kuzeyle doğu ise birbirini kucaklayan bir bahir.
Ve hissedilen : yalnızlaştıran, içten çekilen,
uzun soluklu bir kahır.
Yanlış anlaşılmaların arasına
Bir ambulatory girdi.
İki hayattan biri yok olacaktı
—düşündüğün buydu.
Oysa iki hayat ödenebilirdi,
Bunu bilmiyordun.
Acemiydin.
Bu savaşın bedelini ödemeye hazırdın.
Anıt sandığın şey ayağa kalktı,
Yürüdü,
Yaklaştı.
Ve seçmeni bekledi:
3/2.
Ya canından verecektin
Ya da bir sînesâf gücünden
Sonuna kadar mahvolacaktın.
Amami, Alfredo, quant’io t’amo, quant’io t’amo…
Addio.
Biri söylenenin büyüsüne tutsak,
Diğeri söylenmeyenin öyküsüne susak..
Yüreğine sağlık kalemine kuvvet. Her paragraf ayrı güzel. Bu kıta ise; insanların yol seçimi gibi. Verilen mesaj gayet açık. Başarılarının devamını dilerim.