17 Nisan 2026, 12:55:35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 20°C
Az Bulutlu
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Çar 19°C
Per 21°C
Cum 18°C
Cts 8°C

BAŞLANGIÇ

BAŞLANGIÇ
4 Aralık 2025 10:17
359
A+
A-

Kendime geldiğimde arkamda kocaman bir siyahlık vardı. Yüksek ve uzunca bir yerde, çok fazla hareket etmeden duruyordum. Sol tarafımdan bir aydınlığın yavaş yavaş içeriye doğru süzüldüğünü fark ettim. Güneş sıcak yüzünü göstermemiş, bulutların arasına saklanmıştı.

“Bugün hava kapalı galiba…”

 

Sağımda solumda da kimse yoktu, yalnızdım, yapayalnız.

Köklerimin sancısı biraz hafiflemiş, öylece kalakalmıştım. Yanımdakiler nereye gitmişti, neden yalnızdım ki?

“Merhaba benim küçüğüm, yeni yerini sevdin mi? Bundan sonra senin yerin burası. Umarım seni iyi bir yere koymuşumdur. Sana bakmak zor değilmiş; suyunu her zaman koymaya gerek yok. Biraz ışık alman, canlı kalman için yeterliymiş. Zaten çiçek açmanı da beklemiyorum, onun için yıllar geçmesi lazım. Benim için buradaki radyasyonu çekip içine alman yeterli.” dedi ve gitti.

 

Göremiyordum onu. Şimdi anlamıştım başıma gelenleri. Benim kaderimde, benden büyük olan kaktüsler gibi olmak vardı. İlk defa dikenlerimin canımı yaktığını fark ettim. Her yerime batıyorlardı.

 

Evet evet, ben bir kaktüstüm! Sıcak, benim olmazsa olmazımdır. Su ile aram çok yoktur, vıcık vıcık olmayı hiç sevmem. Ana kaktüsten ayrılalı epey zaman olmuştu ama etrafımda benimle aynı yaşta olanlar da vardı. Koskoca bir seranın en güneşli olan yerini bize vermişlerdi. Güneş tepemizden vurdu mu değmeyin bizim keyfimize. Serada hep bir aradaydık. Bizimle çok ilgileniyorlardı. Ara ara etrafımızdaki arkadaşların tomurcukları olur, sonra o tomurcuklar çiçeğe dönerdi. Çiçekleri öyle güzel olurdu ki biz bile hayran hayran bakar, çiçek verecek zamanımızı beklerdik. O zaman da çiçek açan o kaktüsleri bir daha göremezdik. Şimdi anlıyorum; demek ki onlar da başka yerlere gidiyorlarmış.

 

Benim daha çiçeklerim yoktu, neden buradaydım? Hep burada mı kalacaktım? Ne yaparım ki burada? Bu arkamdaki kocaman siyah şeyi de hiç sevmemiştim zaten. Allah’tan arada güneş sol tarafımdan vuruyor da ısınıyorum. O da olmasa hayata küseceğim.

 

“Aaaa bu kaktüs ne güzelmiş. İyi yere koymuşsun.” diye sesler duyuyorum.

“Evet tatlım, yeni aldım. Hem süs olsun hem de radyasyon ışınlarını çeksin.”

 

Arkamdaki siyah kocaman şeyden bahsediyorlar, adını da anlamadım. O siyah kocaman şey etrafa zehir saçacak…

“Eee ben ne yapacağım? Onun zehrini içime çekip ölecek miyim? O kadar uzun yaşamam zaten. Bu bilmediğim yerde, yalnız başıma nasıl ayakta kalabilir, nasıl büyüyüp çiçek açabilirim?”

 

Bana bakmak için almamışlar zaten. Beni zehirleyip öldürecekler. Tazeciyim, baharımda bana kıyacaklar… Daha çiçekler açacaktım.

“Ah, ah, ah… Dikenlerim batıyor, köklerim sızlıyor.”

 

Akşamları arkamdan çok gürültü geliyor, bedenimin ağrısı şiddetleniyor. Ne kadar ses var bu evde! O siyah kara şey yüzünden yavaş yavaş zehirleneceğim. Hiç takatim yok, köklerim değil bütün bedenim ağrıyor artık.

 

Yavaş yavaş bu girdabın içinde yok olup gidecektim. Beni tek mutlu eden; hafif hafif varlığını hissettiğim güneşti. O da olmasa…

 

Geçip giden günlerde, arada “Merhaba.” diyen bir ses duyuyorum sabahları.

“Nasılsın benim güzel kaktüsüm?”

“Hiç iyi değilim. Beni aldığınız yere, arkadaşlarımın yanına götürün. Yalnızım, güneşim yok. Burayı, yeni yeri sevmedim. İçine oturttuğunuz süslü taş saksı da hiç mi hiç rahat değil. Ben burada yaşayamam.” Mutsuzum mutsuzuuum diye haykırmak istiyorum.

 

Sonra bir sessizlik alıyor beni. Suya ihtiyacım yok. Benim gözyaşlarım, bedenimi de köklerimi de ıslatıyor. Günler bu mutsuzluk içinde geçip gidiyor. Günden güne küçüldüğümü, ufaldığımı hissediyorum. İçten içe yok olup gidiyorum.

 

Güneş gitmiş, karanlık çökmüş, beyaz ışık yanmıştı.

“Nesrin!”

“Efendim canım?”

“Bu kaktüse ne oldu? Çok mu su verdin?”

“Bilmem ki… Eee duruyor işte orada. Altı üstü bir kaktüs; çürürse yenisini alırız.”

 

Ne demekti bu? Ne yapacaklardı bana? Ölecek miydim? Ölecektim galiba. Ya da bu yeni yaşama alanıma alışacaktım. Nasıl olacaktı bu? Bir çare bulmalıydım.

 

En büyük hayalimdi; çiçekler açmak, köklenmek, büyümek, büyümek, çoğalmak, ana kaktüs olmak, etrafımı yavru kaktüslerle doldurmak.

 

Hayallerimi düşünmeli, yok olmamalı, canlanmalıydım; karar vermeliydim. Bunları düşünürken acıyan bedenim, sızlayan köklerim, batan dikenlerim ve gözyaşlarım bir bütün olmuştu. Hüzün sarmıştı dört bir yanımı.

 

Hayallerime kavuşmayı umut edip canlanmalıyım artık. Evet evet, bunu yapabilirim. Nasıl ki çölden seraya gelip orada yaşadıysam; artık yeni olan bu hayatımda da yaşamaya alışmalıyım. Kendime gelmeliyim. Her şey o kadar da kötü değil. Sabahları doğan güneşe yüzümü daha çok çevirmeli, dikenlerimle bedenimi sıvazlamalı, ben kendimi sevmeliyim.

 

Küçüğüm, kuruyum, dikenliyim ama yapmak istediklerim var. Önce ben kendime inanmalı ve bütün bedenimi bu niyetle sarmalamalıyım.

 

Bugün uyanış,

Bugün diriliş,

Bugün yeni başlangıç günüydü.

 

Kaktüs ana olacak, kökler salacak; çiçekler açmadan ölmeyecektim.

 

Vesselam…

Merhaba, ben Reyhan. Hayat yolunda  yürürken girdiğim bir yolun edebiyata çıkması yazı yazmaya karşı olan merak ve ilgimi arttırdı. Yazdıkça kelimelerin insanın kendi iç dünyasından doğuşuna belli bir yaştan  sonra şahit olmanın verdiği istek ve arzu ile bugün bu siteye kadar gelen bir serüvenin içindeyim. Yazarlık yolu hayattaki şükür sebeplerimden birisi oldu.
YORUMLAR

  1. Ahmet dedi ki:

    Vazgeçişlerin olmadığı, kendini bulma ve anlam arayışını ustalıklı bir dille aktaran bu etkileyici hikâye için teşekkür eder, kaleminin gücünün daim olmasını dilerim…

  2. Şahin dedi ki:

    Kalemin kuvvetli, yolun avuk olsun…

  3. Şahin dedi ki:

    Kalemin kuvvetli, yolun açık olsun…

  4. Anonim dedi ki:

    Başarılarının devamını dilerim