ÜMİDİN KIYISINDA AYAKTA
Güven manasının derinliği, bazen insanı boğar. Dengede kalmak için verdiğimiz mücadelenin altında eziliriz çoğu kez. “İnanmak” her fıtratta farklı alkışlarla yol bulur kendine. Çabuk inanana yaftaladığımız “saflık”, belki de onun bozuk düzene ayak diretmesidir. Herkese set çekip şüpheyle yaklaşan, “insan sarrafı” olmak adına ince detaylarla karakterleri ilk bakışta tanıyor olmak, imrendiğim bir farklılıktı bir zamanlar. Yaş ilerledikçe anladım ki onlardan çok var. Hayatın lezzeti; yaradılışla gelen duruluğu muhafaza ederek, kirlenmiş insanlığa ve ince hesaplarla dönen çıkar çarkının içine dâhil olmamakmış.
Çabuk inanan olmayı, kanıp aldanmayı, acı tecrübeleri ömür haneme yenilgi diye yazmayı seçtim ben. Yanıldıkça, hata yaptıkça; güveni elimde sımsıkı tutup sarmalamayı, yara aldıkça yaralarımı onarıp tekrar yola koyulmayı öğreneceğim.
Duygu, insana bahşedilmiş, yaşam boyu ehemmiyetle taşınması gereken, kıymetle donatılmış bir nimettir. Varoluşla anlam bulan bu değer, kimisinde var oldukça kıymetsizleştirilen, sıradan bir meta hâlini aldı. Histen ibaret olmamız, insan olmanın getirdiği bir tür üstünlükken, hissizliği seçip duyguyu benliğinde taşıyamayan, hazların hüküm sürdüğü bedenle; görünüş itibarıyla insan kalan, içi boş karakterlerle dolu bir zamanın içinde kalakaldık.
Yanlış zamanlarda, yanlış insanlarla bulundukça; biriktirdiğimiz keşkelerin ağırlığıyla yeni bunalımlar yükleniyoruz. Goethe’nin dediği gibi: “Yanlış iz üzerindesiniz; insan doğasının özü kalptedir.”
Bir hatalı iz üzerinde sürüp gidiyoruz. Acabalar, belkiler, bekleyişler…
Samimi muhabbetler üzerine kurulu gönül bağları için çıktığımız yolda; tek tip, “kalpsiz”, “hissiz”, bakan ama görmeyen gözlerin, nefes alan ama yaşamayan bedenlerin doldurduğu bir zamanda — kötülüğün içinden sıyrılıp masum niyetlerle koşmaya çalışırsan — elbet düşürürler.
Ayakta kalmayı becerebilirsen, zarar görmeden kendin kalabilirsen, “başardım” de. Bazen adımlar bitişe götürmez; zafer, durarak kendin kalmaktır belki de. Tamamlanmak insanın kendindedir… Yeter ki ümidini kaybetme.