KARANLIKTAN GEÇERKEN
Ruhumun kıyısında biriken o ağır sessizliği omuzlayarak yürüyorum;
sanki her adımım, geçmişle gelecek arasında gerilmiş ince bir ipin üzerinde.
Aşağıda korkularımın uğultusu, yukarıda ihtimallerin soğuk ve parlak bakışı varken
dengeyi kaybetmemek için kendi içime tutunuyorum derinden.
İnsan bazen dünyaya değil
kendi içindeki karanlık odaya yabancı olur.
Kapısını çalmaya cesaret edemediği o odada
çocukluğunun kırgınlığı, gençliğinin taşkınlığı
ve sustuğu her cümlenin yankısı bekler sabırla.
Bilinmek için değil anlaşılmak için.
Ve sonunda anlar ki
her susuş bir kabulleniş değildir,
bazı susuşlar fırtınadan önceki derin nefes gibidir.
İçinde büyüyen hakikati korur insan,
zamansız bir çığlıkla heba etmemek için
sabırla, sükûnetle, ağır ağır olgunlaştırır.
Gökyüzüne baktığımda yıldız görmüyorum artık yalnızca,
her biri gecenin alnına çakılmış bir hatırlatma gibi;
“Geçecek,
ama geçerken seni değiştirecek.”
Ve değişmek,
zannedildiği gibi bir kayıp değil,
eski kabuğun çatlayıp
yeni bir benliğin kanatlanmasıdır derinde.” diyorlar.
Hayat bana yumuşak davranmadı belki,
ama sertliğin içinde gizlenmiş bir incelik öğretti;
kırılmanın utanılacak değil
insan kalmanın doğal bir hâli olduğunu,
ve her kırığın,
içeride saklı duran ışığa açılan
ince bir pencere olduğunu gösterdi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda
kaybettiklerime değil
beni ben yapan o zor eşiklere şükrediyorum.
Çünkü insan en çok düştüğü yerden büyür,
en çok terk edildiği yerde kendini bulur,
ve en çok yalnız kaldığında
kendi sesini duymayı öğrenir sonunda.
Eğer bir gün yolum yine karanlığa düşerse
korkmayacağım artık.
Bilirim ki karanlık,
ışığın yokluğu değil sadece.
Aynı zamanda sabrın sınandığı,
inancın derinleştiği,
ve kalbin kendi gücünü keşfettiği
sessiz bir imtihandır aslında.
Ve ben,
o imtihandan geçerken
yara almış ama eğilmemiş bir ağaç gibi
köklerimi toprağın derinine salıp
başımı göğe kaldıracağım.
Çünkü insan,
ne kadar sarsılırsa sarsılsın,
içindeki umudu diri tuttuğu sürece
yenilmez.
Yalnızca yeniden şekillenir,
yeniden doğar, ve yeniden anlam kazanır.
“İnsan bazen dünyaya değil
kendi içindeki karanlık odaya yabancı olur.”
Çoğu zaman o karanlıkla tanışamadan göçüp gider. Her satır ayrı güzel. Bu satır bir mesaj gibi. Kalemine sağlık başarılarının devamını dilerim.