YİRMİ DÖRT YAŞINDA
Bir gün durup düşündüm: Acaba beni yoran şey gerçekten yirmi dört yaşında olmak mı, yoksa yirmi dört yaşıma kadar yapamadıklarım mı? Çünkü insanın omzuna yük olan bazen yıllar değil yılların içine sığdıramadığını düşündüğü hayallerdir.
Yirmi dört yaşındayım.
Bu yaşıma kadar ehliyetimi almadım, bir arabam olmadı. Büyük başarı hikâyelerinin kahramanı da olamadım. Bazen etrafıma baktığımda, benden daha genç insanların bile çok daha fazla şey başardığını görüyorum. Kimi mezun olmuş, kimi işini kurmuş, kimi hayallerine doğru önemli adımlar atmış.
İnsan ister istemez kendine dönüp bakıyor. “Ben ne yaptım?” diye soruyor. Sonra fark ediyorum ki hayat bir yarış değil. Herkes aynı yerden başlamıyor, aynı yükleri taşımıyor ve aynı zamanda yol almıyor. Birinin yirmi yaşında ulaştığı yere, bir başkası kırkında ulaşabiliyor. Bu da kimseyi eksik ya da başarısız yapmıyor…
Hayat öyle bir yer ki kaç yaşında olursak olalım, nefes aldığımız sürece hayalini kurduğumuz şeylere ulaşma ihtimalimiz vardır. Bazen başkalarının bizden önce vardığı yerlere bakıp neden geride kaldığımızı düşünürüz. Oysa belki de sormamız gereken soru, başkalarının neden ilerlediği değil bizim neden aynı yerde kaldığımızdır.
Kendimize dönüp bakmak kolay değildir. “Ben nerede hata yapıyorum?” diye sormak, çoğu zaman başkalarını suçlamaktan daha zordur. Ama değiştirmek istediğimiz bir hayat varsa bazen değişmesi gereken ilk kişi de biz oluruz.
Yine de insan kendine karşı acımasız olmamalıdır. Belki zamanı gelmemiştir, belki yeterince emek verilmemiştir. Belki de hayatın görünmeyen tarafında biraz şansa ihtiyaç vardır. Her sonucu yalnızca başarının ya da başarısızlığın hanesine yazmak haksızlık olur.
Çünkü yaşadığımız sürece geç kalmış sayılmayız. Önümüzde hâlâ yeni yollar, yeni başlangıçlar ve yeni ihtimaller vardır.
Yirmi yaşında da olsak, kırk yaşında da altmış yaşında da… Günün sonunda “Keşke deneseydim.” demektense “İyi ki denedim.” diyebilmek daha değerlidir.
Belki de hayatın gerçek başarısı, belli bir yaşa kadar bir şeyleri tamamlamak değildir. Her şeye rağmen yeniden başlayabilmek, düşse de ayağa kalkabilmek ve kendi yolunda yürümeye devam edebilmektir. Çünkü yaşın bir önemi yoktur. Önemli olan, bize verilmiş zamanı korkularımızla değil umutlarımızla yaşayabilmektir.
Çünkü hayat bazen geç kalmakla değil vazgeçmekle kaybedilir…