Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 11°C
Az Bulutlu
Afyon
11°C
Az Bulutlu
Cts 12°C
Paz 7°C
Pts 10°C
Sal 7°C

SAF SEVGİ SADECE İNSANA MI AİTTİR?

SAF SEVGİ SADECE İNSANA MI AİTTİR?
26 Ocak 2026 15:25
101
A+
A-

Saf sevgi, karşılık beklemeden, çıkar gözetmeden gösterilen nadir duygulardandır. Biz çoğu zaman bu duyguyu insan ilişkilerimizde ararız; bir annenin bebeğine, birinin sevdiği kişiye beslediği duygularda… Oysa yalnızca insana ait bir duygu değildir. O, evrenin kalbinden sızan bir ışıktır; nereye düşerse, orayı şeffaflaştırır.

Bir sokak dostumuzun her sabah işe giderken bizi aynı yerde beklemesi, bizi gördüğünde duyduğu mutluluğu saklamaması da onun bize beslediği saf sevginin göstergesidir. Bizden ne bir çıkarı vardır ne de insana özgü beklentileri. Tek isteği fark edilmek ve biraz sevilmektir. Bu, kelimelere dökülmemiş, sadece bakışlarla ve sallanan bir kuyrukla ilan edilmiş sessiz bir antlaşmadır.

Bahçemizde dikili bir ağacın her bahar çiçek açması, en büyük tahribatı yapan biz insanlar olmamıza rağmen her yaz gölgesini sunması da sessiz bir saf sevgi biçimidir. O, kökleriyle toprağa, dallarıyla göğe tutunurken, arada kalan bizler için de bir nefes, bir barınak olur. Şikayet etmeden, hesap sormadan…

Saf sevgiyi, bir sabah gözlerimizi açtığımızda yüzümüze vurup içeri süzülen ışıkta, her gün penceremize konan bir güvercinde hissederiz. Doğaya verdiğimiz onca zarara, denize attığımız tonlarca atığa rağmen denizin kıyılara dalgalarını vurmaya devam etmesi, gökyüzünün her şeye rağmen maviliğinden ödün vermemesi bunun en açık kanıtıdır. Doğanın affediciliği, saf sevgisi, varoluşun kendisidir. Bir lisan-ı hâldir; konuşmaz, yaşar.

Yıllardır başucumuzdan ayırmadığımız bir kitapla da saf sevgi kurabiliriz. Altını çizdiğimiz, notlar aldığımız, bizi derinden etkileyen satırlarla… Yıllardır kullandığımız bir kalemde, çatlaklarına rağmen hâlâ ayakta duran bir sandalyede, uzun zamandır okuyup etkilendiğimiz bir mektupta, özlem duyduğumuz bir fotoğraf karesinde de bu duyguyu buluruz. İnsan bunları sadece birer nesne olarak görmez; anı biriktirmenin, bağ kurmanın başka bir yoludur. Onlar, zamanın tozuna rağmen parlayan birer ayna gibidir; bize kendimizden, geçmişimizden bir parça gösterirler. Çünkü saf sevgi için canlı olmak, tepki vermek, bir kalbe sahip olmak ya da bir ses yükseltmesi şart değildir. Anlam yüklenen her şeyde var olabilir. O, bizim bakışımızda can bulur.

İnsana yönelen sevgi ise çoğu zaman saf hâlini koruyamaz. Beklentiler, korkular, çıkarlar ve kırgınlıklar bu sevginin üzerine yük bindirir. İnsan sevgisi, bazen şartlara tutsak, kırılgan bir çiçek gibidir. Saf sevgi ise tüm bu yüklerden arınmış, sade ve temiz bir duygudur. Belki de insanın yanılgısı, saf sevgiyi yalnızca kendine benzeyende aramasıdır.

Oysa saf sevgi insanın tekelinde dönmez. Başka bir canlıya, doğaya, bir ana, hatta sessiz bir varlığa yöneldiğinde en gerçek hâlini alır. Çünkü saf sevgi, sahip olmak değil; var olana saygı duymaktır. O, bir nehrin akışı gibi özgürdür; durulamaz, sahiplenilemez, sadece deneyimlenir. Ve belki de gerçek sevgi, işte bu deneyimin ta kendisidir.

ETİKETLER: , , ,
Merhabalar, ben Yağmur. Türkçe Öğretmenliği okuyorum. Hayatın ayrıntılarından ilham alıyor; gördüklerimi, yaşadıklarımı, duygularımı yazıya aktarmaktan keyif alıyorum.
YORUMLAR

  1. Volkan ÇİNİ dedi ki:

    Yağmur Zeytinözü’nün bu yazısı, sevgiyi sadece insanların arasındaki o karmaşık, bol hesaplı kitaba sığdırmayıp doğaya, hayvana, hatta eski bir eşyaya kadar yaymasıyla insanın içini çok hoş ediyor; hani sokak köpeğinin kuyruk sallamasındaki o tertemizliği hatırlatması “hakikaten ya” dedirtiyor. İnsan sevgisinin bazen ne kadar yorucu ve şartlara bağlı olduğunu yüzümüze vururken haklılık payı büyük ama bir yandan da her şeyi “saf sevgi” potasında eritmesi biraz fazla romantik kaçmış. Mesela denizin kirlenmesine rağmen dalga vurmaya devam etmesini sevgiye bağlamak güzel bir hayal ama doğanın kendi kuralını biraz fazla duygusallaştırmış gibi. Yazı boyunca “insan sevgisi kirlidir, geri kalan her şey saf sevgidir” gibi bir ayrım yapması, biz insanoğlunu biraz fazla yerden yere vurmuş, sevginin o insani, mücadeleci ve iyileştirici tarafını biraz gölgede bırakmış.

  2. Zeynep ÖKMEN dedi ki:

    Saf sevginin yalnızca insana değil hayata, doğaya ve eşyaya da yönelen evrensel bir duygu olduğunu çok zarif ve akıcı bir dille anlatMIŞSINIZ. Artı yanı, okura sevgiyi sahiplenmekten çok saygı duymak ve fark etmek üzerinden yeniden düşündürmesi; örneklerin (sokak hayvanı, ağaç, kitap, eşya) metni sıcak ve sahici kılması. Eksi yanı ise, yer yer fazla şiirselleşip ana fikri tekrar etmesi; biraz daha kısa tutulsa etkisi daha da yoğunlaşabilirdi. Yine de metin, insanın içini yumuşatan, bakışını genişleten bir hatırlatma. Kalemine sağlık.

  3. Houda Sahel dedi ki:

    Harika bir bakış açısı! Sevginin sadece insana özgü olmadığını; doğanın, hayvanların ve hatta anıların içinden sızan o şeffaf ışığı bu kadar güzel betimlemeniz beni çok etkiledi. Gerçek sevginin bir deneyim ve bir özgürlük hali olduğunu hatırlatan bu satırlar, modern insanın “beklenti” hapishanesinden kurtulması için bir anahtar niteliğinde. kaleminize sağlık