YILLAR SONRA GELEN MERHABA
Bugün hiçbir şey olmuyormuş gibi başladı.
Gökyüzü kasvetli, kahve ılıktı masamda.
Hayat, alışılmış yorgunluğunda akıyordu,
Ta ki o kelimeye kadar:
“Merhaba…”
Ekranın ortasında duran o küçük kelime,
Yılların üstüne bırakılmış bir taş gibi…
İçime acı bir zehir gibi yayıldı.
Çünkü bazı sesler,
Unutulmaz, sadece susarmış.
Sen miydin gerçekten?
Yoksa hafızanın bana oynadığı
Acı bir oyun mu?
Çünkü insan,
Geçmişten gelen bir sesi,
İlk anda algılayamıyor hücrelerinde.
Ne yazacağını bilemiyor,
Bir yetimin suskunluğunda,
Çakılıp kalıyor zamanın girdabında
Çünkü yıllar beklenmedik cümleleri törpülüyor,
Bazı duyguları daha keskin bırakıyor ortaya.
“Nasılsın” yazdın sonra.
O kadar yabancı,
Bir o kadar da tanıdık ki…
Bir yabancı sorsa anlatırsın,
Ama sen sorunca
Hiçbir şey söyleyemedim.
“Ben iyiyim” diyebildim sadece,
Yalanın en kasvetli haliyle.
Çünkü iyi olabilmek,
Senden sonra öğrendiğim bir aldatmacaydı,
İnanmak zorunda kaldığım bir şey.
Sen de “İyiyim” dedin.
İki yalan
Aynı satırda karşılaştı,
Ve birbirine hiç değmeden geçti.
Sonra sustuk,
Tıpkı eskisi gibi.
Ama bu sefer,
Konuşacak çok şey olduğu için değil
Geç kalındığı için…
Şimdi düşünüyorum da
İnsan bazılarına yeniden “merhaba” diyemez,
Çünkü o kelime başlangıç ister,
Bizimkisi yarım kalmış bir sondu.
Ve sen,
Yıllar sonra gelen o kelimeyle
Her şeyi başlatmadın yeniden,
Sadece hiç bitmemiş olanı
Yeniden hatırlattın.