20 Nisan 2026, 16:42:18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 14°C
Açık
Afyon
14°C
Açık
Sal 17°C
Çar 18°C
Per 6°C
Cum 11°C

ÇOCUK MU? KATİL Mİ?

ÇOCUK MU? KATİL Mİ?
20 Nisan 2026 10:35
36
A+
A-

Çekirdek aile; bir çocuğun dünyaya geldikten sonra öğrenmeye başladığı ilk “okul” udur. Geniş ailesi ise, ilk sosyal ortamı. Çekirdek aile dışında, diğer insanlara nasıl davranması gerektiğinin öğrenildiği en güvenli alan. Çocuk; evin neşesi değildir sadece. Çocuk gelecektir. Çocuk potansiyel ebeveyndir. Çocuk sosyal bir varlıktır. Çocuk eğitilmesi gereken bir bireydir. Geleceğin doktoru, öğretmeni, valisi, emniyet müdürü, tarım işçisidir, esnafıdır.

Çocuk anlamaz, çocuk görmez, çocuk bilemez diye yanlarında yapılan her davranışı, onlar zihinlerinde kaydediyor. Bunu kendi kişiliklerine sanki kendi karakter özellikleriymiş gibi ekliyorlar. Yanlarında küfrediliyorsa, bunu normalleştiriyorlar. Şiddet uygulanıyorsa bunu olağan sanıyorlar. Alkol, kumar, sigara… Ebeveynlerin elinde, ağzında, dilinde neyi görüyor neyi duyuyorlarsa kendi karakterlerine entegre ediyorlar. Televizyonda izledikleri, bilgisayarda oynadıkları her şeyi, eğer sınırlandırılmazsa “yapılabilir” olarak algılıyorlar. “Ben bunu yapıyorum sen yapma!”, “Ben izliyorum ama sen izleme!”, “Ben oynuyorum ama sen oynama!” demek ise bir çocuğa yapılan en büyük riyakarlık.  Ona öğretilen bu iki yüzlülük; öğüt gibi görülsede karakter kirliliğine daha yol açıyor. Yetişkin olma yolunda ilerleyen küçük bireylerin temiz kalpleri ve beyinleri kirleniyor. Dahası bu kötülüğü yapan ebeveynlerin bunun farkında olamaması, veyahut umursamaması toplumu bozan en önemli unsur. Aile içinde çocuklarımıza sağlam bir ahlaki eğitim vermezsek; onlara iyi bir öğretmen, iyi bir rehber olmazsak, onlardan sağlıklı ilişkiler kurabilen bireyler olmalarını bekleyemeyiz.

Bugün okullara yapılan saldırılarda öldürülen sadece “öğretmenler, öğrenciler” değil. İnsanlık ölüyor, ahlaki değerler ölüyor. Toplum bilinci yok oluyor. Ve maalesef toplum hafızamız bu tarz olaylarda çok zayıf. Unutmaya meyilli. Normal hayatına dönmeye aceleci davranıyor. Yeteri kadar tepki görmüyor. Yeterli adli işlem yapılmıyor. Süreç uzadıkça acı, zaman aşımına uğruyor. Ta ki yeni canlar yanana kadar…

Öğretmenlik sadece bir meslek değil. Her ebeveyn bir öğretmen, her öğretmen bir aile bireyi. Bizim ailede öğretemediğimizi, bunu meslek olarak seçmiş öğretmenlerimizden beklemek “ütopya” olur. Çocuk eğitimi, çekirdek ailede başlar. İlk basamak sağlam olmazsa, diğer basamaklarda denge sağlamak mümkün değil. Çocuklar duyarsız ebeveynlerini taklit ediyor, kendi gibi arkadaşları seçiyor. Gruplaşıyor, çeteleşiyor. Suç, onlara heyecan, adrenalin kaynağı gibi geliyor. İyiyi, doğruyu öğrenemeyen çocuk, yaptığı zorbalıkları güç sanıyor. Ailede insan yerine koyulmayan çocuk, başkasına zarar verdiğinde kendini kanıtlamış hissediyor.

Öldüren çocuklar tek başına katil değil, onları yetiştiren aile de katil. Onlara sahip çıkmayan çevresi suçlu. Çocuk yargılanıp ceza alacaksa, aile bireyleri de yargılanmalı. Her kadın ya da erkek ebeveyn olmamalı. Kordergi’nin ilk sayısında ebeveynlik ehliyetinden bahseden Hazal Yağmur Keskin: “Ebeveynliğe psikolojik yeterlilik şartı getirmek baskıcı değil; koruyucu, cezalandırıcı değil; önleyici, sınırlayıcı değil; iyileştirici bir yaklaşımdır” cümlesiyle tam da yaşadığımız bu trajik olayların temelindeki soruna parmak basmış. Bir çocuk, içine doğduğu ailenin sorumluluğudur. Toplumu oluşturan aile yapısı bozulursa, o toplum yavaş yavaş ahlaki çöküşe mahkûm olur.

Son günlerde yaşanan okullarda şiddet olaylarının görüntüleri, bu çöküşün belgesi gibi sunuldu önümüze. Bu trajik olaylar ilk değildi, son da olmayacak. Tedbirsizlik devam ettikçe, artarak devam etmesi muhtemel. Can güvenliği okulda olmayacaksa, başka nerede olabilir? Kendi arkadaşından korkan çocuklar, kendi öğrencisinden çekinen öğretmenlerle eğitim sistemi nereye kadar ilerleyebilir? Şiddete maruz kalan diğer çocukların psikolojik sağlığı normal olabilir mi? Öldürülen öğretmenlerin ailelerinin acısını paylaşabilir miyiz? Ve geleceğimizden ümitli olmak bu durumda nasıl mümkün olabilir?  Cevabı belirsiz  sorularla, hiçbir şey olmamış gibi rutinimize devam edeceğiz. Tek dileğimiz, adaletin yerini bulması ve gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması.

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunuyum ve erken yaşta mesleğe başladım. Sağlık sektöründe olmama rağmen içimdeki edebiyat aşkı hiç ölmedi. Lisansımı Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü ile yaptım. Okulu bitirdikten sonra edebiyat ile ilgili bir projede yer almadım. Yıllar sonra Kor Dergisi ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş olacağım.
YORUMLAR

  1. Zehra Kılıç dedi ki:

    Harika bir kalem harika bir yazı olmuş Elinize emeğinize sağlık

  2. Rabia dedi ki:

    O kadar akıcı net ve güzel anlatmışsınız ki elinize emeğinize sağlık