13 Mayıs 2026, 21:09:42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 22°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
22°C
Parçalı Bulutlu
Per 20°C
Cum 17°C
Cts 20°C
Paz 21°C

BEKLENTİ

BEKLENTİ
23 Mart 2026 09:28 | Son Güncellenme: 21 Nisan 2026 01:07
458
A+
A-

Zeyno’nun doğduğu ev kalabalıktı, ama nedense hep eksik bir şey vardı. Dört oğlanın ardından gelen kız çocuğu aslında herkesin en çok istediğiydi. Doğduğunda yüzler gülmüş dualar edilmişti. Ama zaman geçtikçe o sevinç unutuldu. Ev yine aynı eve dönüştü; yoksulluk, telaş, geçim derdi…

Kimse ona “iyi misin?”diye sormadı. Kimse ona gözlerinin içine bakarak “seni seviyorum”demedi. Oysa bir çocuk için en ağır yük yoksulluk değil, sevildiğini hissedememektir. O kız çocuğu büyüdükçe içindeki bastırılan o küçük fırtına büyümeye başladı.

Ağabeylerinden biri evlendi ve kısa bir zaman sonra Zeyno hala olmuştu. Evin en küçüğü artık Yusuf bebekti.

– “Kızım bebeğe bak biraz!” Diye seslenirdi annesi.

Zeyno;

– “Oyunum kapının dışında kaldı” dese de boyun eğerdi verilen emire.

Zeyno sevilmeyi hep yanlış yerde aramıştı, belki de suç onun değildi çünkü çocukluğun dan beri onu öğretilen şey buydu; sevilmek için bir işe yaramalısın. Dört abinin arasında büyüdü ama kimse ona sen değerlisin demedi. Onun yerine hep şu cümleleri duydu;

– “Zeyno şunu yap!

– “Zeyno buna bak!

– “Zeyno sen halledersin! ve Zeyno hep halletti.

Onun içindeki boşluğu hiç kimse görmedi ta ki Nazım’la karşılaşınca ya kadar. Nazım hiçbir beklentisi olmadan sevmişti Zeyno’yu. İlk defa karşılıksız, sadece kendi olduğu için seviliyordu. Zeyno düşündü belki de sevgi böyle bir şeydir.

Evet, Zeyno artık evlenmişti ama içinde hala “sevgiye aç” küçük bir kız çocuğu vardı. Bilemezdi ki çocukluk travması küçük fırtına, içinde kocaman büyümeye başlıyordu.

– “Sonunda bu evde sevileceğim, beni anlayan biri olacak

Bu umut çok “sesli” değildi aslında, sessiz bir beklentiydi…

Zeyno’nun çocukları oldu artık hayat tanıdık bir hal almaya başladı. Eskiden yeğenine bakmaya çalışan bir kız çocuğuydu şimdi ise çocuklarına…

Sürekli yetişmeye çalışır, sürekli çağırılır Zeyno…  Çünkü evin bütün yükü onun üzerindeydi ve eşi Nazım sadece işe gidip gelir, Zeyno’nun ne düşündüğünün farkına bile varmazdı. Bir gün Zeyno çok rahatsızlan ona rağmen yemeğini yaptı. Nazım yemek güzel olmuş lakin tuzu biraz fazla olmuş dedi, gülerek…

Zeyno da ona gülümsedi.

O an anladı.

Kimse onu merak etmiyor!

Aslında Zeyno eşi Nazım’a kızar ama dile getiremez.

İlgi ister ama isteyemez.

Sevgi bekler ama belli edemez.

Gün geçmiyor ki ev işleri, sorumluluklar hatta yeri geliyor çocukların yaramazlıklarına bile tahammülü kalmaz. Asabi bir insana dönüşür. Aslında yine görev insanı olur çocukluğundaki gibi…

İlk defa eşine “Ben bu evin yükümüyüm Nazım?” diye feryat eder. Zeyno nihayetinde kendi için değişmeye başlar ve insanlardan beklentiyi bırakır.

Küçükken sevilmeyen, sevgiyi hissedemeyen kız çocuğu unutmayın ki; büyüyünce sevgiyi talep edemeyen kadına dönüşür…

Ben Feride kitapların dünyasında kendini bulan kelimelerle düşünmeyi ve anlatmayı seven biriyim insanların sakladıkları duyguları yazıya dökmeyi seviyorum iki çocuk annesiyim.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.