ÇARPIK YAŞANTI
Gönlümün acizliğindeyim,
Bilmem, bilemem hangi demdeyim.
Yaşananların oldukça gerisindeyim.
Ne var ki;
Yakıştıramadım, konduramadım…
Kendimi bir yere, bir düşünceye sığdıramadım.
Solumda yareler, soluğumda hatıralar…
Gözlerimdeyse birkaç sızıdır yaşlar.
Bilir misin Ey Âdemoğlu,
İnsan kendinden daha ne kadar kaçar?
Doğmak isteyen umut ne yöne bakar?
Yollar uzundur bilinmez ama nereye kadar?
Gençliğimin başındayım,
Bilmediğim çıkmazların karşısındayım.
Zemheri bir kıştayım,
Var olmaz bir düşteyim,
Yüzlerdeki birkaç gülüşteyim.
Bir küçük iyiliğe divaneyim.
Hayatın çarpıklığını yaşamak bu olsa gerek:
Zıtlıklar içerisinde devam eden bir büyüme…
Bazen bir çıkmaz, bazen umut;
Bazen düş kurmak, bazen hayalleri yıkmak.
Bilmez Âdem’in oğlu;
Arar durur, durmadan istediklerini.
Oysa avucundadır istekleri,
Karşısındadır bekledikleri.
Çıkmazı yoktur, çıkmazı yaratır;
Düşleri vardır, kurmaktan sıkılır.
Kendisini bulmuştur,
Kendi oluşturduğu benliğinden bıkar.
Ben böyleyim işte,
Ne istediğimi bilmem,
Çıkar yolu bulduğumda da çıkamam.
Yaşatmak istemem düşlerimi,
Var etmekten yorulurum isteklerimi.
Umutların yolunu bulurum,
Yola gitme şeklini beğenmem.
Devam etmek ne zordur;
Bir öyle, bir böyle,
Kendi gerçekliğimle…