BİR HUZUR ARAYIŞI
Bulutlar parçalanır, gök gürler derinlerden,
Bir haber gelir sanki çok uzak yerlerden.
Kayalar dile gelir, rüzgâr anlatır dünü,
Unutma ey yolcu, kalbinde yanan o günü.
Toprak ana uyanır, silkeler üzerini,
Kimse silemez asla geçmişin izlerini.
Nehirler coşkuyla akar denize varmak için,
İnsan çırpınır durur bir huzur bulmak için.
Kafdağı’nın ardında saklı mıdır hakikat?
Durmadan devam etmek, işte budur marifet.
Gümüş bir ay doğar karşı yüce bele,
Sırrını fısıldar o kapkara meçhul yele.
Kimi tahtında oturur, sanır ki dünya bâki,
Kimi bir lokma ekmekle şükreder sanki saki.
Zamanın değirmeni öğütürken taşları,
Bir el siler elbet gözde kalan yaşları.
Kök salmış çınarların gölgesi ağır olur,
Sabırla bekleyenin nasibi hayır olur.
Kuşlar kanat çırparken sonsuz maviliklere,
Pranga vurulamaz hür olan fikirlere.
Yıldızlar birer kandil geceyi aydınlatır,
Sessizliğin diliyle bize hakkı anlatır.
Fırtına kopsa bile gemin sağlam durmalı,
Her insan bu hayatta bir hayal kurmalı.
Emeğin teri düşer toprağa can verir el,
Yeter ki yıkılmasın içindeki o temel.
Bir yaprak düşse bile ağaç küsmez bahara,
Zaman merhem sürer elbet en derin yaraya.
Biter bu uzun yolculuk, menzil görünür bir gün,
Geriye dönüp bakarsın belki o gün.
Gök kubbede yankılanır hoş bir seda kalır,
İnsan gider dünyadan, geriye adı kalır.