BİR KADININ İÇİNDE SESSİZCE BÜYÜYEN SEVGİ
Anne olmak…
Belki de bir insanın hayatı boyunca deneyimleyebileceği en eşsiz duygudur. Çünkü anne olmak, sadece bir bebeği kucağına almaktan ibaret değildir.
Annelik; bir kalbin başka biri için atmaya başlamasıdır. Her atışta onun adını sayıklamaktır. Kendi uykundan, kendi korkularından, hatta bazen kendi hayatından bile seve seve vazgeçmektir.
Bazen şu soruyu düşünmeden edemiyorum: Bir kadın tam anlamıyla ne zaman anne olur? Bebeğiyle ilk temas ettiği anda mı? Yoksa hamile olduğunu öğrendiği ilk anda mı?
Bence bir kadın, kalbine ilk korku filizleri düştüğünde anne olur. “Acaba ona iyi bir anne olabilecek miyim?” sorusu yüreğine düştüğü ilk an…
Elbette annelik sadece mutlu anlardan oluşmaz. İçinde derin bir korku, tarifsiz bir telaş da vardır.
Uykusuz geceler…
Hele annelik duygusuyla ilk kez tanışan bir kadın için…
Dışarıdan bakıldığında herkes onu mutlu görür. Mutludur da; çünkü bir mucizeyi dünyaya getirmiştir. Ama gece olduğunda içindeki endişeleri kimse görmez. Bebeği nefes alıyor mu diye kaç kez uyandığını kendisi bile hatırlamaz.
Herkes uykudayken, küçücük bir seste yerinden fırlamasını hangi kelime anlatabilir ki?
Anne olmak biraz da hep tetikte yaşamaktır aslında.
İşin en garip yanı ise şudur: Bir kadın anne olduktan sonra hayatı bir daha asla aynı olmaz. Sokakta üşüyen bir çocuk görünce içi parçalanır. Bir bebeğin ağlama sesi kalbini sızlatır. Hasta çocuk haberlerini izlemeye dayanamaz.
Çünkü artık bütün çocuklar ona kendi evladı gibi gelir.
Bütün çocukların mutlu olması, onun da içini neşeyle doldurur.
Annelik; sofrada kalan son lokmayı “Ben doydum.” diyerek yavrusuna bırakmaktır. Aç olsa bile…
Bazen herkes uyurken mutfağı toplayan yorgun bir bedendir anne…
Bazen “İyiyim.” deyip aslında çok hasta olan bir kadın…
Ama bütün bunlara rağmen hiçbir anne sevgisinden vazgeçmez.
Çünkü annelik bir görev değil, ömür boyu süren bir sevdadır.
Bir anne çok yorulur ama hasta olan çocuğunun başında sabaha kadar gözünü kırpmadan bekler. Kendi canı yansa bile önce evladını düşünür.
Bu yüzden annelik, dünyanın hem en zor hem de en mucizevi duygusudur.
Anneler sadece bir çocuk büyütmez; bir karakter inşa eder, merhameti büyütür.
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, bir gün yine annesine sığınmak ister.
Çünkü bir çocuğun en güvenli limanı annesinin kucağıdır.
En huzurlu sesi annesinin sesidir.
Bazı duyguların tarifi yoktur gerçekten.
Bir annenin, evladına bakarken gözlerinde beliren o derin ve tarifsiz sevgi gibi…