GERÇEK KURTULUŞ
Dünya hayatının varlık çizgisinde insan, her olay ve durumla karşılaşır. Yaşam yolculuğunun ana kodlaması bunun üzerine imar edilmiştir. İki zıt duyguyu bir arada yaşarız ve ömür denilen sayılı günlerimizi bu doğrultuda tamamlarız.
İki zıt duygumuz ise, sevinç ve hüzündür. Bu duygularla doğar bu duygularla büyür ve bu duygularla olgunluğa erişiriz.
Bazen altından kalkamadığımız hüzünlerimiz olur. Tüm dengemiz bozulur, bütün işlerimiz karışır, zaman zaman ümitsizliğe düşeriz; gönlümüz daralır, ruhumuz sıkılır. Çıkışı olmayan bir labirentin içine düşmüş gibi hissederiz. Hüzünden kurtarmaya kimsenin gücü yetmez. Bizleri canından çok seven anne babalarımız bile bu konuda aciz kalırlar.
Tam da bu noktada Rabbimiz bize adeta bir kurtuluş ayeti uzatır ve der ki;
“Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”.(Bakara 153)
Sabrı tavsiye ederek, hüzünlerimizin bizi inşa etmesini ister. Bu zamanla olur ve sabra tabidir. Bu suskun dönemde ise bütün hüzünlerimizi kalbimizden çıkararak, nurunun dünyaya yayıldığı frekansı olan Kabe’ye yönelip namazla, gönlümüzü kendisine bağlamamızı tavsiye eder. Çünkü kalpler ancak Allah’la huzur bulur.
“Dua et” der. “Neye ihtiyacın varsa benden iste. Yardım iste, yardım edeyim; rızık iste, rızık vereyim; dileğini söyle, ikram edeyim. Karışmış işlerini anlat, düzene koyayım. Ben istenilen merceğim öyle bir zengin ve cömertim ki, hiçbir kul kapımdan boş dönmez”.
En alıcı nokta ise, şüphe etme der Rabbimiz, bana güven. Ben bu zorlu imtihan yolculuğunda sabreden senle beraberim. Ve Allah kimle beraber ise, onu mağlup edecek kimse yoktur..
Yani; Seni üzen, sana sıkıntı yaşatan, moralini bozan, hile yapan, çelme takan, kötülük dokunduran her kimse onun hesabı bende diyerek bize dayanak olur.
Bir bakarız ki işlerimiz yoluna girmiş, hüzünlerimiz bir bir huzura ermiş, kalplerimiz saadet nuru ile yıkanıp temizlenmiş olur. Böylece manevi tarafımız kuvvetlenir ve sıkıntılarımız bizleri yıkıma uğratan sarsıcı bir deprem gibi etkilemez.
Hayatımızın zorlu yokuşlarını kolaylıkla çıkmanın anatomisi, Arş-ı Rahmandan bizlere gelen Kur’ân-ı Kerim’in öğretisine uymakla mümkündür.
Bizi teselli eden ve bize yol gösteren bir Rabbimizin olması ne büyük bir nimettir. Şükründen aciz olan kullar olarak, bu farkındalığa ermek bile çok büyük bir hazinedir.
Çok güzel yorumlamışsınız kesinlikle katılıyorum
İç ferahlatıcı bir anlatım olmuş. Teselliyi Allah’ta aramak kadar gerçek bir çıkış olmadığını hatırlatman çok değerli. Başarılarının devamını dilerim.