ANTİK TRAGEDYA: ORMAN YANGINLARI ÜZERİNE BİR DÜŞÜNCE
Orman yangınları, ekosistemlerin doğal dinamikleri içerisinde yer alan biyolojik süreçler olarak tanımlansa da, günümüzde bu fenomenin sıklığı ve şiddeti insan etkisiyle tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Yangınların artışındaki en temel belirleyicilerden biri, antropojenik faktörlerin ekosistemler üzerindeki baskısını artırmasıdır. Bu durum, insan merkezli çevre yönetimi paradigmalarının sürdürülebilirlik iddiasıyla çelişen yönlerini gözler önüne sermektedir.
Orman yangınları, doğanın deviniminde ateşin hem yaratıcı hem de yıkıcı yüzünü temsil eden kadim mitlerin günümüzdeki somut tezahürleri gibidir. Prometheus’un insanlığa ateşi çalmasıyla başlayan mitolojik anlatılar, ateşin hem medeniyetin simgesi hem de felaketin habercisi olduğunu vurgular. Yangın bir anlamda Prometheus’un ateşini hatırlatır: Bilgi ve ilerleme adına çalınan ateşin yıkıcı gücü. Promethean insan, doğanın sınırlarını aşarak teknolojiyle dünyayı yeniden şekillendirdi. Ancak bu şekillendirme bir tür unutmadır da: Ormanın zamansız bilgeliğini, döngüsel varoluşunu, kendiliğindenliğini unutmak. Bu unutma hali, yangını kaçınılmaz kılar. Çünkü insan artık ormanı “yaşayan bir bütün” olarak değil, “mülk edinilebilir bir alan” olarak görmektedir.
Burada “antik tragedya” devreye girer. Tragedya, insanın sınırlarını aşmasıyla gelen felaketi betimler. Orman yangını, modern insanın hybris’idir – yani ölçüsüzlüğü. Doğayı kontrol edebileceğine olan inancı, sonunda doğanın öfkesine dönüşür. Yangın, doğanın intikamı değildir; o, insanın kendi kendine kurduğu tuzağın kıvılcımıdır. Alevler arasında yitip giden canlılık, aynı zamanda insanın kendi ontolojik köklerinden kopuşunun sembolüdür.
Bu noktada etik bir sorumluluk ortaya çıkar: Ormana karşı nasıl bir etik geliştirilmelidir? Levinas’ın “öteki” kavramı burada bize ışık tutabilir. Orman da bir “öteki”dir – tanınması, kabul edilmesi ve yüzüne bakılması gereken. Ormanı yalnızca bir çevre unsuru olarak değil, ötekiliğiyle bizi sorumluluğa çağıran bir varlık olarak görmek gerekir. Yangının ışığı zalimdir. Her şeyi görünür kılar ama hiçbir şeyi saklamaz. Ormanın karanlığı ise bağışlayıcıydı. Hayvanlar saklanır, ağaçlar sırrını korur, rüzgar bir şeyleri fısıldar ama asla tam söylemezdi. Şimdi o sır kalmadı. Her şey, kömüre dönüşen bir hakikate indirgendi.
Belki de yangın bir tür itiraftı: “Ben efendi değilim,” diyordu doğa, “ben senin kölen değilim.” Orman yanarken, insan kendi yenilgisini izlemekteydi. Beton kuleler ne kadar yükselirse yükselsin, bir kıvılcımda nasıl da aciz kaldığını hatırlatmaktaydı insana. Duman göğe yükseliyordu. Dualar gibi değil, suç mahalli gibi. Gözlerimiz yanıyor, belki bu yüzden görmek istemiyoruz gerçeği. Yangın yalnızca ağaçları değil, insanın kalbinde büyüttüğü kibri de yakmalıydı. Ama kibrimiz ısınır, yanmaz.
Yangınla birlikte kaybedilen yalnızca biyolojik hayat değil, bu ötekiliğin tanınma ihtimalidir. Modern toplumda orman yangınları bu mitin ters yüz edilmiş hali; insanın kontrolsüz müdahaleleri ateşi dizginlemek yerine doğanın dengesini altüst etmektedir. Doğal ekosistemler bağlamında yangın, yıkıcı olduğu kadar düzen kurucu bir işleve de sahiptir. Bazı biyomlar yangına bağımlı bir evrimsel süreç geliştirmiştir: Toprak verimliliği artar, bazı türlerin tohumları ancak yangının sıcaklığıyla çatlar. Burada physis (doğa) kendi içinde hem yaratıcı hem yıkıcı bir diyalektiğe sahiptir. Heidegger’in Gestell kavramıyla ifade ettiği üzere modern insan doğayı salt kaynak deposu olarak kavrayarak onun kendine özgü açılımlarını göz ardı eder. Orman yangınlarının artışında insan etkisi, iklim krizinin semptomatik bir sonucu olarak belirir.
Sorumluluğumuz, doğayı korumaktan öte, onunla sürdürülebilir ve saygılı bir ilişki kurmayı öğrenmektir. Bu hem geleceğe karşı sorumluluğumuzu hem de doğanın kendi değerini tanımayı içerir. Sonuç olarak, orman yangınları bize hem yıkımın hem dönüşümün gerçeğini hatırlatır. Küller felaketin izidir ama aynı zamanda yeni bir başlangıcın zemini olabilir. İnsanlığın görevi ise yangının ardından nasıl bir dünya kuracağına karar vermektir.
Kaynakça (Öneri)
– Heidegger, M. (1977). The Question Concerning Technology and Other Essays. Harper & Row.
– Levinas, E. (1969). Totality and Infinity: An Essay on Exteriority. Duquesne University Press.
– Greek Mythology: Hesiod. Theogony (Prometheus anlatısı).
– Pyne, S. J. (1997). Fire in America: A Cultural History of Wildland and Rural Fire. University of Washington Press.
– IPCC (2023). Climate Change 2023: Synthesis Report.